03.09.2026 Günlük

 

Saat : 11:16 Perşembe

Bu sabah saçma sapan şeylerle uğraşırken günlük yazma işi neredeyse öğleni buldu. Market siparişi ver. Trafik sigortası için fiyat teklifi al. Halk Eğitim Merkezi'ni ara. Balık siparişini ver. Çamaşırları yıka ve as. Bulaşık makinesini boşalt. Odaları toparla. Sabah sabah doğru dürüst oturamadan saat kaç olmuş. Daha da bir sürü işim var. Bugün S. gelecek. Ah deniz ayakkabısı siparişi de verdim. Denize geçen gittiğimizde taşlardan dolayı ayaklarım mahvolmuştu. Türk'ün aklı son dakika gelir ya. Tatil zamanı geldi. Ben deniz ayakkabısı almayı unuttuğumu dün akşam hatırladım. Neyse yarın teslim görünüyor. Sıkıntı yok. Neyse nerede kalmıştık. Hah S. gelecek bugün. Ona sardalya balığı pişirmeyi düşünüyorum. Benim yaptığım hamsi kuşu tarifini çok seviyor. Kendime bu sefer fırında yapacağım. Kalanlara kızartma. Midemin yanmasını henüz geçiremedim. Aslında kızartmanın tadı daha güzel ama sevgili mide ve bağırsaklarım istemiyor. Buna şükür ne yapalım.

Sevgili büyük eltim işe girecekmiş. Yine, yeni, yeniden. Evelki gece  üçe kadar kendi evlerinde aradıkları yetmezmiş gibi, daha önce annemlerin evlerinin üstünde oturdukları evde de aramışlar. Ya sizden sonra orada diğer kaynım oturdu. Şayet diploma falan bulsaydı zaten verirdi. Kadında evrak kayıt, toplama sıfırın altında. İnsan diplomasını kaybeder mi? Akıl alır gibi değil. Bakalım bu defaki işi kaç gün sürecek? Kocasına çok kararlı olduğunu söylemiş. Evet canım. Daha önceki işlerinde de aşırı kararlıydın. Nedense bir türlü sonunu getiremiyorsun. Sırf kocasına göz dağı vermek amaç. Kendi ayaklarımın üstünde durabiliyorum diye göstermek. Lakin sonu gelmiyor. Onu ne yapacağız? Aklı sıra ben kendim hayatta kalırım diye göstermeye çalışıyor. KPSS'ye girmeyi bile düşünüyormuş. Sırf adama para tuzağı. Sorma ver bakalım kocacığım durumları. Sınava gireyim, belki kazanırım. Sonra da atanırım. Nereden bileceğiz sınava girmeden olup olmayacağını? diye uzayıp giden bahaneler. Yazık ki bir baltaya sap olamayacaksın ya da olamıyorsun. Adı her neyse artık. Adama eziyet olsun da, adam gün yüzü görmesin de. Gerisi hiç önemli değil. 

Madem çalışmayı düşünüyorsun. Evleneli yirmi sene oluyor. Neden bu zamana kadar çalışmadın? Kocan tek tabanca, bir taraflarını çalışıp, para kazanmak için yırtarken, sen ne diye yan gelip yattın? Hoş çalışmış olmadığın halde aldığın şeylerin haddi hesabı yok. Çalışan biri olsan bir bu kadar daha alır, üstüne kendi kazandığın parayı da ayrıca harcar, adam zırnık para vermediğin gibi, adamın ocağına da incir ağacını dikersin. Astarı, yüzünü geçiyor dedikleri olay. İnsanda acıma duygusu olmayınca böyle oluyor demek ki. Allah içine vicdan, merhamet versin. Oysa ki şöyle işe girsen, çocuklarının okul masraflarına katkıda bulunsan, kocanda azıcık belini doğrultabilse ne olurdu? Ama onun herkesten daha fazla paraya ihtiyacı var. İstekleri hiç bitmiyor. Bir insan neden sürekli alışveriş yapar anlayamıyorum. Çevremde arkadaşlarımda da var. Sürekli bir alışveriş çılgınlığı. Bazen bende mi anormallik var? diye sorgulamıyor değilim. Kaldı ki evde fazla eşya hiç sevmem. Bir şeyi kullanmıyorsam zaten evde tutmam. İhtiyacı olana veririm ya da işe yaramıyorsa da atarım. Bu tür kafaları hiç anlayamadım. Anlayabileceğimi de sanmıyorum.