05.09.2026 Günlük

 

Saat : 06:36 Cumartesi

Dün uzun uzun yazmaya fırsat buldum. Koroya gitmedim. Sanırım koroları bırakacağım. En son rahatsız olunca birine gitmeyi bıraktım. Diğeri de yaz boyunca bazen devam etti. Bazen etmedi. Ancak koronun arkadaş ortamları dışında gruplaşmaları ve son zamanlarda şeflerin tutumlarından dolayı zaten pek hevesin kalmamıştı. Birkaç arkadaşla güzel vakit geçiriyorum diye gidiyordum. Lakin eskisi gibi koşa koşa gider durumları uzun zaman önce bitmişti. Hele bir ara sürekli yer kavgası, şeflerin insan kayırması, bazılarının kendisini assolist sanması ve daha neler neler. Ben koroya kafamı dağıtmak, haftanın stresinden derslerde yeni usül, yeni şarkı öğrenerek bir nevi meditasyon yapmak için gidiyorum. Orada kendime daha fazla stres yüklenmek için değil. Bir de nedendir bilmem belki de bu yaşadığım durumlardan dolayı orada geçirdiğim zamanların vakit kaybı olduğunu düşünmeye başladım. Oraya ayıracağım vaktin yazmaya verileceği yönünde bir hisse kaplıyorum ki bu da benim yanlış yerde olduğumu açıkça gösteriyor. Kendimi çok zorladım. Türk Sanat Müziği'ni çok seviyorum. Koroyu bırakmayayım diye ama yok bana iyi gelmeyecek. Daha çok stres altına girmek istemiyorum. Son kararı tatilde vereceğim. Lakin yüksek ihtimal kararım bırakma yönünde olur sanırım. Koroya gitmek aynı zamanda evden çıkmak adına da bahane oluyordu. Diğer türlü evin konforlu alanına alışınca mecburiyetler dışında kapının önüne adım atmıyorsun. Neyse bakalım. Gün ola, harman ola.

Dün akşam valizleri hazırladım. Sadece bakım malzemeleri ile mutfak eşyaları kaldı. Mutfak dediysem yemek yapmayacağız elbette. Kahve, kuruyemiş falan işte. Sadece aklımda günlüğümü ve günlük ajanlarımı götürsem mi diye sorular dolanıyor. Her şeye farklı ajanda tutarsan tatile giderken hangisini götüreyim diye düşünür kalırsın. Zaten plaj çantası olarak sırt çantası götürmeye karar verdim. Normalde çarşıya giderken kullanırım diye aldım ama çok büyük geldi. Mevcuttaki plaj çantamda kötü olmaya başladı. En iyisi elimdeki değerlendirmek diye düşünüp sırt çantasını kullanmaya karar verdim. Masamın üstünde on beş tane ajanda ve not defteri var. Her birinin farklı bir amacı var. Bir ara onlarında hangi amaçlar için kullanıldığını anlatırım. Neyse ben şimdi sabah kahvemi bitirdiğime göre gidip duş alayım. Saçlarımı boyatmaya gideceğim. Aslında bugün Z.'nin nikahı var ama yetişebilir miyim? bilemiyorum. Nikah salonu ters yerde kalıyor. Yetişemezsem hediyesini sonra veririm. Bu akşam nasipse yola çıkıyoruz. Oğlum gelmiyor ama içim hiç rahat değil. Sanki onu götürmüyoruz gibi hissetmekten kendimi alıkoyamıyorum. Aslında artık büyüdü. Hayatını kurmaya çalışıyor ama anne olarak sanırım ben bunu vicdan yapıyorum. Oğlum babasıyla düzgün bir tatil yapmamı söylüyor. Ama işte gel de bunu benim kalbime anlat. Zaman geçiyor. Çocuklar büyüyor. Lakin anne-babanın gözünde hiçbir zaman büyümüyorlar. Hep daha yeni doğmuş gibi. Hep savunmaya muhtaç gibi. Salıvermek lazım belki de yabancılar gibi. Ama benim gözümde oğlum hiçbir zaman büyümeyecek. O her zaman yeni doğurduğum oğlum olarak kalacak.