Saat : 08 : 05 Çarşamba
Günlüklerimi yine deftere yazarak
tutmaya, sonrasında bilgisayara yazmaya karar verdim. Bazı şeyleri bilgisayara
yazarken sansür koymak zorunda kalıyorum ve bu hiç hoşuma gitmiyor. Ayrıca deftere
yazmanın güzelliği paha biçilemez. Hem aldığım o kadar defter ve ajandaları
nerede kullanacağım öyle değil mi? Dün yine BİM ve A101’den defterler aldım. Allah’ım
ne olacak benim bu defter ve ajanda hastalığım. Ayrıca bir sürü simli, simsiz
jel kalemler ve işaretlemeler için fosforlu kalemler aldım. Kalemlerin bir
kısmı yedek olduğundan sakladım.
Kendime düzgün bir defter
rafı yapmam lazım. Masa sütü içinde aslında şöyle güzel bir raf bulabilsem
süper olacak. İnternetten bakayım. Birazdan eşim işe gidecek. Bende peşinden
marketlere çıkacağım. Şok markete de bakmam lazım. Güzel sert kapak defter
varsa alırım. Eğer güzel bulursam A101’den aldıklarımı iade ederim. Fiyat
olarak pahalı geldi. Şok marketten iki tane alırım.
Bugünden itibaren okuma
günlüğü yapmaya karar verdim. İki tane defter tutacağım. Biri o yıl içinde
okuduklarımı, diğeri de tüm okuduğum kitaplarla ilgili olacak.
Ayrıca izlediğim film ve
dizilerle ilgili de bir defter yapmak istiyorum lakin onun formatını henüz
kafamda oturtamadım. Aynı isimden olanları ayırt edebilmek adına oyuncu, filmin
yapım yılı, dizinin bölümleri gibi şeyleri de yazmak lazım diye düşünüyorum.
Yazarak anlatmanın tek kötü
tarafı kolumun ağrıması. Zamanında kolumu ve bileğimi kaç kez kırdığımı ben
bile hatırlamıyorum. Sıcak-soğuk hassasiyeti zaten var. Ayrıca yazarak
anlatırken daha özgür olduğumu düşünüyorum. Sanki bilgisayarda daha tartarak
yazıyorum. Belki de internette yayımladığım içindir bilemiyorum. Ben yine
deftere yazayım. Sansür kısımlarını yine keserim.
Bugün kendimi yazmaya
vereceğim. Şu hikayelere de bir göz atmam lazım. Yeni yazarlık atölyesi
açılacakmış. Kayıt oldum. İnşallah atölye açılırsa yeni güzel hikayeler
yazabilirim. Bir de aklıma daha önceden yapmayı planladığım ama unuttuğum bir
proje geldi. Bu proje de gün içindeki geçen diyalogları yazacağım. Böylece kitap
yazma serüvenimde bu diyalogları kullanabileceğim gibi, diyalog aramak zorunda
da kalmam. Zira diyalog yazmak zor iştir vesselam. Yazıya yedirme konusunda da
tecrübe kazanırım.
Her gün altı dakika
egzersizlerini de yazmaya başlıyorum. Bu egzersizi yazarlık kursunda
öğrenmiştim. O gün için belirlenen kelimeyi altı dakika iççinde aklına geldiği
şekilde yazıyorsun. Anlamlı olmak zorunda değil. Düşünmeden, kalemi defterden
kaldırmadan. Bu şekilde hem beyni çalıştırıyor, hem de yazma becerini
geliştiriyorsun. Birkaç uygulamış, sonrasında bırakmıştım ama ortaya eğlenceli
şeylerinde çıktığı bir gerçek.
Aslında yazacak çok şey var
ama dün gece yine çok uyanınca bugün sabah geç kalktım. Bu yüzden sabah
işlerimi bitireyim. Yine yazarım.