26.08.2026 Günlük

 
Saat : 08 : 05 Çarşamba

Günlüklerimi yine deftere yazarak tutmaya, sonrasında bilgisayara yazmaya karar verdim. Bazı şeyleri bilgisayara yazarken sansür koymak zorunda kalıyorum ve bu hiç hoşuma gitmiyor. Ayrıca deftere yazmanın güzelliği paha biçilemez. Hem aldığım o kadar defter ve ajandaları nerede kullanacağım öyle değil mi? Dün yine BİM ve A101’den defterler aldım. Allah’ım ne olacak benim bu defter ve ajanda hastalığım. Ayrıca bir sürü simli, simsiz jel kalemler ve işaretlemeler için fosforlu kalemler aldım. Kalemlerin bir kısmı yedek olduğundan sakladım.

Kendime düzgün bir defter rafı yapmam lazım. Masa sütü içinde aslında şöyle güzel bir raf bulabilsem süper olacak. İnternetten bakayım. Birazdan eşim işe gidecek. Bende peşinden marketlere çıkacağım. Şok markete de bakmam lazım. Güzel sert kapak defter varsa alırım. Eğer güzel bulursam A101’den aldıklarımı iade ederim. Fiyat olarak pahalı geldi. Şok marketten iki tane alırım.

Bugünden itibaren okuma günlüğü yapmaya karar verdim. İki tane defter tutacağım. Biri o yıl içinde okuduklarımı, diğeri de tüm okuduğum kitaplarla ilgili olacak.

Ayrıca izlediğim film ve dizilerle ilgili de bir defter yapmak istiyorum lakin onun formatını henüz kafamda oturtamadım. Aynı isimden olanları ayırt edebilmek adına oyuncu, filmin yapım yılı, dizinin bölümleri gibi şeyleri de yazmak lazım diye düşünüyorum.

Yazarak anlatmanın tek kötü tarafı kolumun ağrıması. Zamanında kolumu ve bileğimi kaç kez kırdığımı ben bile hatırlamıyorum. Sıcak-soğuk hassasiyeti zaten var. Ayrıca yazarak anlatırken daha özgür olduğumu düşünüyorum. Sanki bilgisayarda daha tartarak yazıyorum. Belki de internette yayımladığım içindir bilemiyorum. Ben yine deftere yazayım. Sansür kısımlarını yine keserim. 

Bugün kendimi yazmaya vereceğim. Şu hikayelere de bir göz atmam lazım. Yeni yazarlık atölyesi açılacakmış. Kayıt oldum. İnşallah atölye açılırsa yeni güzel hikayeler yazabilirim. Bir de aklıma daha önceden yapmayı planladığım ama unuttuğum bir proje geldi. Bu proje de gün içindeki geçen diyalogları yazacağım. Böylece kitap yazma serüvenimde bu diyalogları kullanabileceğim gibi, diyalog aramak zorunda da kalmam. Zira diyalog yazmak zor iştir vesselam. Yazıya yedirme konusunda da tecrübe kazanırım.

Her gün altı dakika egzersizlerini de yazmaya başlıyorum. Bu egzersizi yazarlık kursunda öğrenmiştim. O gün için belirlenen kelimeyi altı dakika iççinde aklına geldiği şekilde yazıyorsun. Anlamlı olmak zorunda değil. Düşünmeden, kalemi defterden kaldırmadan. Bu şekilde hem beyni çalıştırıyor, hem de yazma becerini geliştiriyorsun. Birkaç uygulamış, sonrasında bırakmıştım ama ortaya eğlenceli şeylerinde çıktığı bir gerçek.

Aslında yazacak çok şey var ama dün gece yine çok uyanınca bugün sabah geç kalktım. Bu yüzden sabah işlerimi bitireyim. Yine yazarım.