24.08.2026 Günlük

 

Saat : 17:47

Yine bir kaç gündür yazamadım. Maalesef araya hafta sonu girdiğinde, ev halkının da evde olmasıyla her şey birbirine karışıyor. Hafta sonu oğlumun açıköğretim fakültesi sınavları vardı. Sınavlarının iyi geçtiğini iddia etse de, ben pek inandığımı söyleyemem. Sonuçlar gelince göreceğiz ak mı yoksa kara mı?

Cumartesi günü kim görse pazara gidecektim. He evet kesin de gittim zaten. Sabah sabah eşime sinir oldum. Neymiş köyde bir süre salatalık varmış, ben neden gidip pazardan alacakmışım. Zaten biz kocam beyle anlaşana kadar hava ısındı. Anneme sormamız gerektiğini, bence o kadar çok olmadığını söyledim ki, haklı da çıktım. Ama kime ne anlatıyorum. Kendi duyuncaya kadar inanmıyor. Ama iyi oldu bak annesi de dedi zaten, sadece orada yiyecek kadar varmış. Zaten onu da anlamıyorum. Madem fazla yok ne demeye ortalığı ayağa kaldırıyorsun? Ablasının torununun şehir dışında düğününe gitti. O sırada eşimi arayıp, neden bahçeden salatalık, domates vs. toplamadınız? diye bir dünya söylenmiş. Sonuç ne oldu peki? El elde, cep cepte kaldık. Ya ben söylenince sonra bana diyorlar ki, çok söyleniyorsun. Ne yapayım arkadaş? Sanki tarla hasadı kaldırmış gibi davranıp, sonrasında o kadar yok!... diyenlerin yedi ceddine rahmet okumak yerine, şarkımı söyleyeyim? Aman be vallahi bunlardan bir cacık olmaz. İnsanı günaha sokmaktan başka bir şey yaptıkları da yok. Sonra kötü biz oluyoruz.

Cumartesi akşam eşim köye gitti. Ben gitmek istemedim ki, zaten bunu daha önce hem eşime, geçtiğimiz günlerde de babamlara ayrıca bildirdim. Aslında bir bakıma ekmeğime yağ sürmüş oldu bu hastalık. Herkes istediğini yiyip, içerken benim orada kendi yemeğimi götürmek suretiyle, milleti izlemem de zaten hoş olmuyordu. Zaten kendi yemeğimi götüreceksem de, oturur evimde yerim. Ne işim var köyde? Bir de zaten büyük eltimler gelecekmiş. Hiç onun saçma sapan muhabbetlerini, yalandan hastalık hikayelerini de dinleyemeyeceğim. Zaten hava sıcak. Kendimi çekemiyorum. Onu hiçten çekemem. 

Dükkandaki kiracı sağlık nedeniyle dükkanı devredecekti ve birini bulmuş. Eşim gidip görüştü. Anlaşmışlar. Dün yeni kontrat işlemleri falan derken, sıcakta beynimiz pişmiş. İyi insanlara benziyorlar. İnşallah Allah'ım işlerini rast getirsin, hayırlı işler nasip eylesin şu mübarek günde.

Neredeyse son on aydır doğru dürüst tencere yemeği pişmiyor. Ben yemiyorum diye evdekilerde sebze yemeyi bıraktı. Zaten önceden de benim zorumla yiyorlardı dersem yanlış olmaz sanırım. Lakin bu sırada fırın yemekleri konusunda ihtisas yaptığım doğrudur. Her türden et, tavuk ve balık itinayla fırında değişik yöntemlerle pişirilir. Bugün yine fırında kuzu gerdan var. Tandır şeklinde yaptım. Elektrik sayacının Allah yardımcısı olsun. Kaç saattir pişiyor. Ama elden gelen bir şey yok. Zira tencerede haşlama türü sevmiyorum, ne yapabilirim? Bu nedenle fırınla olan ilişkilerimizi daha fazla arttırmış oluyoruz. Kendisiyle çok özel bir aşk yaşadığım doğrudur.

Aslında anlatmam gereken başka şeyler var ama bugün sıcakta ancak bu kadar oluyor. Zira şimdi gidip yemek yiyip, sonrasında kitabımı okumaya devam edeceğim. Yazmaya mecalim yok ve aşırı acıkmış durumdayım. 

Ama şunu eklemeden geçmeyeyim. Cuma günü beni çöp tenekesi gibi gören arkadaşım B. aradı. Bende onu bir güzel tıkıp, doldurdum. Öyle bağırıp, çağırmadan. Kibar kibar. Bunu da yarın anlatırım. Lakin içimin yağlarının eridiğini itiraf etmem gerek.