Saat : 10:13
Dün sabahtan akşama kadar deliler gibi çalıştım dersem yanlış olmaz sanırım. Sabah kitap okuma ile başlayan gün içi koşuşturmam, evin süpürülmesi, çamaşırların yıkanması, nevresimlerin değişimi derken öğleni buldu. Öğle saati gelmeden hali hazırda vücudum ısınmışken hemen kırk beş dakika pilatesimi de aradan çıkarıverdim. Canım yemek yapmak istemeyince akşam yemeği niyetine kıymalı yumurta hayat kurtarıcı oldu. Tabi gün içinde kitap okumalarım, araştırmalarım, yazmalarım da aralıksız devam etti. Bana yirmi dört saat yetmiyor.
Akşam yemeğinden önce bu sıralar acayip şekilde sarmış olduğum yoga seanslarıma otuz beş dakikalık bir yenisini daha ekledim. Pilatesi de çok seviyorum ancak yoga inanılmaz iyi hissettiriyor. Hemen her gün yapıyorum ve bedenimde meydana gelen değişiklikleri gördükçe inanılmaz mutlu oluyorum. Meğer ben bedenimi hiç sevmemişim. Ne kadar acı. Neyse zararın neresinden dönersek kârdır deyip yolumuza devam ediyoruz. Ah bu arada pilates topunda her gün on beş dakika zıplamak acayip iyi hissettiriyor. Pilatese başlamadan önce vücudun ısınması için zıplama olayına bayılıyorum.
Bugün cumartesi olmasının verdiği güce dayanarak kendime şöyle bir balık ziyafeti çekeyim diyorum. Sanki uzun zamandır yememişim gibi yap kanka. Dün uskumru vardı balıkçımda. Bugünde varsa şayet şöyle fırında güzel bir uskumruya hayır demem doğrusu. Tatil dönüşünden beri kaybettiğimi disiplinime geri dönüyorum. Hoş yine İBS uygun besleniyorum ama dokunmuyor diyerek, yer fıstığı, basmati pirinç ve patatesin dibine vurduğumu da saklayacak değilim.
Dün arkadaşım B. cuma mesajı atmış. Çok geç gördüm ve cevap yazayım derken aklımdan çıkmış. Açıkçası zaten ilişkimiz bu cuma mesajlarından ibaretti. Ne ara biz aradaki duvarları kaldırdık ve bana haber verilmedi bilemiyorum. Mesela çocukken aramızdan su sızmayan H. bile şu anda gelse bir mesafe olur. Zira kendisiyle en son evlendiğinde görüşmüştüm ki bu da çok uzun yıllara dayanır. Nereden baksan yirmi seneyi devirmiş bir zaman diliminden bahsediyorum. En son geçen yıldı sanırım sosyal medyadan bulduk birbirimizi ve telefonlaştık. Ancak eski samimiyet maalesef yok. Yıllar geçtikçe insan olarak hepimiz değişiyoruz. Karakterler değişiyor. Güven meselesi çok önemli mesela. Ne kadar eskiye dayansa da bazı dostluklar, araya zaman, mekan ve şartlar girince insan ister istemez bir durup düşünüyor. Her şey eskideki gibi mi? Yoksa zamanla her şeyin değiştiği gibi O ya da ben fark etmez değiştik mi? Ki insan olarak hepimiz değişiyoruz. Zaman akarken değişmemiş olmamız garip olurdu aslında. Lakin durup düşündüğümde H. veya başka bir arkadaşım fark etmez ben eskisi gibi onlara içimi dökemiyorum. Daha doğru tabir aslında eskideki gibi olmadığını düşündüğümden araya bende biraz mesafe koyuyorum. Bu sadece bir tek kişi için geçerli değil. Sevgili canım dostum S. Mesela onunla ilk evliliğini yapıp, İstanbul'a gittiği zamanlarda kaç yıl görüşmedik. Daha doğrusu görüşemedik. Tabi o zamanlar şimdiki gibi cep telefonları yoktu. Çat telefon arayabileceğimiz zamanlar değildi. Ne zamanki ayrıldı, yeniden baba evine döndü, o zaman sanki son konuşmamızı beş dakika önce yapmış gibi devam etmiştik. Belki de bazı insanların hayatımızdaki değerleri, yerleri farklı olduğundan dolayı da olabilir bu durumlar. Aslında H. ile S. ile olduğundan daha eskiyiz S. ile altı yaşından beri birlikteyiz. Ama H. ile doğduğumuzdan beri. Ama benim için kimse bir S. değil. Olamaz da. Aynı kefeye koymuyorum elbette. Herkesin değeri ayrıdır bunu da tartışmıyorum. Ancak bazı insanların yanında daha rahatızdır, daha kendimizdir yani nasıl anlatsam daha çocuklaşabiliriz. Onun yanında her türlü çılgınlık, delilik aklımıza gelen her şeyi yaparız ya. Hah işte benim için S. öyle. Bir insana bağlanmak değil aslında benimki. Elbette S. dışında da bir kaç dostum var. Ve sayısını benim bile bilmediğim kadar çok arkadaşlarım. Ancak insanın bir tane can dostu olur ya. S. benim için hep öyle olacak. Onun içinde ben öyleyim. Biliyorum.
Sabah sabah aslında ne anlatacaktım ama konu gene nerelere geldi. Zihnim dağınık. Okumam gereken çok kitap var. Yazmam gereken fazlasıyla konu. Günlük yazmayı dün aksattım ama çok yorgun olunca dün yazamadım. Gene bahane sıralamaya başladım. Neyse bahaneleri kilitli dolaplara kaldırıyorum artık. Eskisi gibi sabah sessizliğinde yazacağım. Düzeni oturtmak biraz zaman alacak gibi. Eylül ayında bir haftalığına Adrasan tatiline gideceğim ve yine deftere geri dönüş yapacağım. Aslında deftere yazmak daha güzel. Lakin yeniden kalıcı olsun diye bilgisayara geçmek zor oluyor. Daha eskiden yazdıklarımın bilgisayara aktarımını bile tamamlayamadım. Onu da her güne bir günlük şeklinde devam edersem sanırım tamamlarım. Şimdi gidip sabah sporumu yapayım.
Neler yazacaktım? Yine ne yazdım?