10.06.2026 Günlük

 

Saat : 14:32

Arka fonda Yunan müzikleri çalıyor. Benim hayalim şöyle deniz kenarında olmak. İşte hayaller hayatlar ama insan yine de isteklerine, hayallerine karşı gelemiyor. Neyse bugünümüze şükrederek başlayalım yine. Şükür önemli. Ne demişler, "Senin beğenmediğin hayatın, başkasının hayali olabilir."

Bu sabah yine 04:44 de uyandım. Namaz sonrasında saat yediye gelirken üstüme bir üşüme geldi. Azıcık yatakta ısınayım derken bir uyandım saat dokuza geliyor. Güzel uyumuşum. Normalde uykum yoktu oysa ki. İçim geçmiş. Bu hafta ikinci oluyor sanırım. Buna bir son vermem lazım. Zira başım yine benden ayrı hareket halinde.

Bugün vücudumda dehşet ağrı vardı. Dün akşam eşim eve erken gelince yemek hazırlıkları derken yoga yapamadım. Bugün ağrılarımın azalması için daha sakin olan yoga yaptım. İlk dersi tekrar ediyorum hâlâ ve ikinci derse geçmedim. Ama eskisine oranla daha iyi noktaya geldim. Bu nedenle bu akşam yapacağım yoga dersini ikinci dersten devam şeklinde uygulayacağım. Başka bölgelerinde çalışması gerek. Yoga bana huzur vermeye devam ediyor. Yoga sonrasında kafa olarak kendimi daha iyi hissettiğimi söyleyebilirim. Akşam üstüne cilasını çekmem lazım.

Bugün yemek sıkıntısı yok. O nedenle kendimi yazmaya veriyorum. Akşama kadar yazmaya devam ederim. Arada balkonda kitaba devam ediyorum. Arkadaş tuğla gibi kitap oku oku bitmiyor. Salı gününe yetişir inşallah. Değilse oğlumun adına alıp okumaya devam edeceğim. Zira erteleme hakkım bitti. 

Bugün annemlerin ilk duruşması görüldü. Pek muhterem teyzem ve dayım mahkemede doğru dürüst konuşmamışlar bile. Hakim satılmasını isteyip, istemediklerini sorduğunda annem dışında kimse ses etmemiş. Ne oldu anne? Pek sevgili kardeşlerin güya senin tarafındaydı. Ama sende akıl yok. Sen halen daha onların tarafını tutmaya devam edersin.  Bu zamana kadar dünya kadar kazık yedin, hep görmezden geldin ve daha da devam ediyorsun. Güya kimse bir şey derdinde değil, ama satılmaması adına hareket eden de yok. Herkes aba altından sopa gösteriyor. 

Duruşma sonrasında babamla konuştum. Durumu anlattım. Babamda duruma çok kızıyor ama annem onu da terslediğinden bende karışmıyorum artık diye söyledi. Babama bende bir güzel her şeyi söyledim. Madem malların peşinde değilse o zaman ne diye mahkemeye gidiyor, hibe etsin kardeşlerine herkes yoluna baksın. Siz o kadar zengin misiniz de annem umurunda değil gibi davranıyor. Ay sonunu zor denk getiriyorsunuz. Para gelse, sizde rahat rahat yaşasanız olmuyor mu? diye de ekledim. Babam sonuna kadar haklı olduğumu ama bu konuda anneme lafa anlatamadığını belirtti. Annem zaten kimseye eyvallahım yok modunda geziyor. Hadi kendilerini düşünmüyor, kendinden çıkan çocuklarını da zerre kadar umursamıyor. Büyük oğlunun kolu kötü, CRP değeri yüksek, sürekli iğne vurularak ayakta kalmaya çalışıyor. Sorsan baksan çocukları için her şeyi yapar ama sadece lafta. İş icraata geldiğinde hiç kılı kıpırdamıyor. Zerre kadar acıması yok. Açıkçası bende bundan sonra onlar için bir şeyler yapmayı istemiyorum. Her ay kendi çapımda yaptığım yardımlarımı da çekeceğim. Benimde çocuğum var. O evlatlarını umursamıyor olabilir ama ben umursuyorum. O nedenle de başta eylül ayında gitmeyi düşündüğümüz Ayaş Termal dahil olmak üzere bundan sonra onları alıp hiçbir yere götürüp, ücretini de ödemem. Madem kimseye eyvallah etmiyorsun. O zaman nereye gideceksen kendi cebinde paran varsa git. Aksi takdirde benden zırnık alamazsın. Bizde zenginler listesinde ilk ona girmiyoruz sonuçta. Çok şükür elimizden geldiğinde size de bir şeyler yapmaya çalışıyoruz ama siz bunu hak etmiyorsunuz. Elinde kullanabileceğin kaynaklar varken, varlık içinde yokluk çekiyorsan bundan sonra benden de iyi niyet bekleme. Çok canım sıkılıyor böyle saçma sapan durumlara. Elimden gelen bir şey yok. Bir şey desen, "Babamdan kalan mallar. Size ne?" diyecek. Bana bu lafı söyledikten sonra da bende altta kalmam. Ama bu münakaşaya hiç giremeyeceğim. Zira girersem taş taş üstünde kalmaz. En güzeli karışmamak ama bazı şeyleri yapmaktan da el etek çekmek. Yoksa bunların içinde akıl sağlığımı bozacağım.