Saat : 14:14
Sabah 04:44 uyanma saati. O saatte dışarıdaki dinginlik paha biçilemez. Namazdan sonra balkonda güneşin doğuşunu izliyorum. Yavaş yavaş havanın aydınlanmasını, yavaş yavaş sokaklara hayat gelmesini. Her sabaha şükrederek uyanmak çok önemli. Bize bu hayatı verene, yaradana ne kadar şükretsek azdır.
Bugün günlerden ne yazık ki temizlik. Nevresimler değişti, ev süpürüldü. Ama öncesinde sabah sporumu aksatmadan bir saat yaptım. Bugün pilates, dans, zumba, mezdeke, step, squat, mekik, pilates topunda zıplama ne ararsan var günüydü. Kendimi çok iyi hissediyorum. Hatta süperim diyebilirim. Pilates sonrası evi hemen süpürdüm. Spor sonrasında cila çekmek gibi oldu. Dün sabah yogasından sonra akşam yeniden yoga yaptım. Bu seferki Restorative Yoga'ydı. Yine direnç var ama daha çok vücudu dinlendirmeye yönelik dirençler. Resmen örgü gibi kollarım, bacaklarım oradan, buradan geçmek suretiyle birbirine girdi. Bu hareketlerin bu kadar iyi hissettireceğini hiç düşünmemiştim. İyi değil hatta çok çok iyi geldi. Meğer çalışmayan ne çok kas varmış ama benim haberim yokmuş. Bugünde yine yoga yapacağım ve bu tür olabilir sanırım. Sabah kardiyo çalıştığımdan akşam daha dinlendirici şeyler iyi oluyor. Hem de gece uykusuna destek olur.
Dün öğlen namazını kılacaktım güya. Sabah yoga sonrasında biraz vücut ağrısı oldu normal olarak. O sırada azıcık uzanmıştım. Balık siparişini getiren kuryenin zili çalmasıyla yataktan fırladım. İki saat uyumuşum. Doğal olarak gece uykuya dalmakta zorlandığım gibi, sabaha kadar da çok fazla uyandım. Bu nedenle gündüz uyumaları bana iyi gelmiyor. Bugün uyku durumu yok. Hoş dünde nasıl uyuduğumu anlamadım ama neyse.
Akşam yemeğine az makarna var. Yanına ne yapsam bilemedim. Her gün aynı sıkıntı. Cidden bayılacağım artık. Buldum, dondurucudaki yaprak sarması hayat kurtarır. İyi denk geldi.
Uzun zamandır gördüğüm rüyaları rüya defterime yazamıyorum. Sabah uyandığımda çok azı aklımda kalıyor ve sonrasında da yazayım derken unutuyorum. Dün arkadaşım Z. rüyamdaydı. Çok özledim onu da.
Çarşamba günü kayınvalidemin babasından kalan ve kardeşler olarak paylaşamadıkları tarlaların ilk duruşması var. Annemi arayıp duruşma saati ve gününü tekrar söyledim. Kadının umurunda değil. Bu zamana kadar o tarlalarla olmadığını, bundan sonrasında da ha olmuş, ha olmamış öneminin bulunmadığını söyledi. O zaman kafamın almadığı, ne diye birbirinize giriyorsunuz? Sen hakkını devret diğer kardeşlerine madem, ne halt ederlerse etsinler. Ne demeye mahkemelerde uğraşıyorsun? Hani sağlık diye bana sabah sabah fetva vermeye kalktın ya, sağlığını düşünüyorsan o zaman bırak onlara, hibe et. Zerre kadar evlatlarına acıman yok. Bana kalkıp sağlık bilmem ne anlatıyorsun. Madem senin ihtiyacın yok. Üç tane çocuğunun ihtiyacı olabilir. Onlara devret o zaman. Lafa geldi mi mangalda kül bırakmaz ama iş icraat kısmında koca bir hiç. Oğulların kendi işini kursun o halde. Neden destek olmuyorsun? Aslında anlatacak çok şey var ama düşündükçe sinirleniyor, sinirlendikçe tansiyonumu oynatıyorum. Ah son bir şey daha. Pek sevgili ablası güya mal mülk derdinde değil ama herkesten önce de miras paylaşımına o gidiyor nedense.