20.05.2026 Günlük

 

Saat : 07:43

Dün evin altından girip, üstünden çıktıktan sonra akşam saat on olmadan kendimi yatakta buldum. Çok şükür bitti ama bende bittim. Aslında birkaç şey daha vardı yapmam gereken ama onlar artık ömrüm varsa bayram sonrasına kaldı. Şu anda yapılması gerekenleri bitirdiğime göre sorun yok. Zaten her gün yapsan da hep aynı. "Ev işi nankördür." diye boşuna demiyorlar. Neyse şimdilik bitti ya kalanına sonra bakarım.

Bugün hava yağmurlu. Tamda yatma havası var aslında. Sabah sabah dünkü yorgunluğa rağmen yetmiş dakika dans ettim. Yetmiş beş squat yaptım. Sabah erken saatlerde spor yapmayı seviyorum. İnsanı daha dinç yapıyor. Ağırlık kaldırarak spor yapmayı sevmiyorum ama sıkılaşmak adına plank, mekik, şınav hareketleri eklemem gerekiyor. Bakalım önümüzdeki günlerde bunları da ekleyebilirim.

Bayrama az kaldı. Henüz kurban almadık. Sevgili eşim ve babası arife günü ya da bayram sabahı alacaklarmış. İlk defa böyle bir şey yapıyorlar ama umarım bir yerimizde patlamaz. Ucuz alacağız derken, daha pahalıya denk gelirse o zaman görüşeceğim onlarla. Saçma sapan hareketler. Bayramın ikinci günü de zaten termale gideceğiz. Nasıl halledecekler, gerçekten merak ediyorum. 

Haziran ayında Gemlik'e gitmeyi düşünüyorum. M. ile görüştüm. Okullar kapanmadan gitmemi istiyor. Daha önceden baktığı çocuklara yeniden bakabilirmiş. Hoş doktor birde anjiyo yapılması gerektiğini söylemiş. Hatta gün vermiş. Bu nedenle çocuklara bakabilir mi bilemiyorum. İnşallah sağlıkla operasyondan çıkar. 

Temmuz ayında olur sanırım Konya'ya gideceğim. Ankara'daki arkadaşımda yeniden çağırıyor. Belki Ankara'ya da gidebilirim. En sonunda bakmışsın ve hiçbir yere gitmemişim. Nasip bakalım.

Hafta sonu köyde babamı fena payladım. Ama gerçekten artık yeter yani. İnsanın sinirlerini zıplatıyorlar. Köye yaptıkları evi, zamanında bir plan çerçevesinde yapmadıklarından, on senedir sürekli bir ekleme yapmakla uğraşıyorlar. Ev dışarıdan resmen çöplük gibi görünüyor. Mutfak kısmını ilk yaptıkları yerden farklı bir yere taşıdılar ve bulaşık makinesi de tamamen farklı bir yerde. Zaten köyde su sıkıntısı var ve doğru dürüst su olmadığından makineleri çalıştıramıyoruz. Su olduğunda da bulaşık makinesine bulaşık taşımaktan helak olduğumuzdan elde yıkamak zorunda kalıyoruz. Köpek sürüsü gibi kalabalığız. Yıka, yıka bulaşık bitmiyor. Bu defa gittiğimizde babama makineyi mutfağa taşımasını, yoksa bizim bir daha köye gitmeyeceğimizi söyledim. Bir kaç defa söylediğim halde babam hiç umursamadı. En sonunda bize üç tane gelin olarak, herkesin birkaç tane tabak, çanak yıkasak biteceğini ima ederek aklı sıra laf soktu. Benimde tepem attı ve o zaman geçip kendisinin yıkamasını söyledim. Utanmayacaksak eğer, yıkarmış. Yıkayabileceklerini söyledim. Kendi evimde bulduğum her şeyi makineye dolduran ben, köye gidince bulaşık yıkamaktan helak oluyorum. Sadece ben değil, diğer eltimlerde aynı şekilde. Biz köye hava almaya gidiyoruz ama mutfaktan çıkamıyoruz. Bir süre sonra babam makine için hat çekilmesi ve makinenin bağlanması gerektiğini söyleyince, eşim de kardeşinin makineyi bağlayacağını, babamın sadece hattı çekmesi gerektiğini söyledi. Babam bu duruma biraz bozuldu. Hattı çekemeyeceğini söyleyince, bende bıraksak oraya apartman dikeceğini, o nedenle bu bahanelerin geçersiz olduğunu söyledim. Herkesten tepki alınca bu sefer daha kötü bozuldu ama ses çıkaramadı. Mutfağa bulaşık makinesini getirir mi bilemiyorum ama ben uzun bir süre köye gitmeyi düşünmüyorum. Kaç yaşına geldim bende yoruluyorum artık. Hayatım sürekli çalışmakla, birilerine hizmet etmekle mi geçecek? Kaldı ki hayatı neden zorlaştırıyoruz? Köye bulaşık ve çamaşır makinesi koydunuz. Ama kaç senedir toplasan bir elin parmakları kadar makineler bize hizmet etmedi. En azından gözümüze sokmayın da, makine yok mecbur elde yıkayacağız diye mecburen yıkarız. İnsana eziyet etmenin bir anlamı yok. Ben evde çok yağlı olmasa bile bulaşıkları kısa programa atıp yıkıyorum ve bulaşık ile uğraşmıyorum. Zamanım değerli. Yıllarca çalışmışım, bundan sonra artık bende rahat bir nefes almak, kendime zaman ayırmak istiyorum. Köye hamallık yapmaya gideceksem eğer, bırak kalsın. Ben evimde daha rahat ediyorum. En azından kendimce oluşturduğum bir konfor alanım var.