04.04.2026 Günlük

 

Saat : 10:41

Çarşamba akşamı Jose Saramago kitap kulübü etkinliğine katıldım. Dört hafta boyunca Jose Saramago eserlerini ve yazarı konuşacağımız bir etkinlik. Hatta dünde Gabriel Garcia Marquez atölyesi vardı ancak evde olmadığım için katılamadım. Ancak bu tarz atölyelere katıldıkça kendimi yenilenmiş hissettiğim gerçeğini de yadsımamak gerek. İnsanın her daim öğrenecek bir şeyleri mutlaka var. Hayat öğrenme üzerine kurulu. Hiç ummadığımız, bize bir şey katmayacağını düşündüğümüz insanlardan bile çok şeyler öğreniyoruz. 

Bugün yine evde çok fazla işim var. Dün akşam annemlere gitmiştik. Köyden ıspanak ve yeşillik getirmişler. Sağolsun ama ben sadece taze soğan ve ıspanak istediğim halde yanına roka, tere ve marulda ilave etmiş. Maaalesef armak zorunda kaldım. Zira çok çamurlu ve aşırı küçük. Daha önceki getirdiklerinde yıkamak gafletine düştüğümde harcanan suya mı, yoksa bel ağrıma mı hayıflansam bilememiştim. İyi niyetini anlıyorum ama verilen emeğe, harcanan suya yazık. Olmuyorsa olmuyor. Ne diye zorluyorsunuz ki. Yetişen şeyleri ekin. Marullar bir nebze gideri olsa da, roka ve tere tam bir facia. Serçe parmağımdan hallice. Ne yıkanıyor, ne de kurutmaya geliyor. Tek tek suyun altında uğraşmak eziyet. Hani birine işkence yapacaksan ver eline yıkasın dursun sabahtan akşama. 

Ispanakları sirkeli suya bastım. Bugün ıspanak yemeği yapacağım. Balıkçıdan kaya levreği söyledim. Yanına patates ile akşam yemeği oh mis. Ispanak yarına kalır. Yanına bir şeyler uydururum. Çamaşır attım makineye. Onlar yıkanırken bende biraz kitap okumak niyetindeyim. Laptop oğlumda. Bilgisayarda onun odasında olunca benim yazma işi bugün yalan oldu. Sabah oğlumu AÖF sınavlarına eşim götürünce biraz yazdım o kadar. Bu hafta laptop bana düşerse kendimi şanslı adledeceğim. Sınav haftalarında böyle oluyor. Ne yapalım, çocuğum başarılı olsun da gerisi nasıl olsa olur.

Tarık Tufan'ın Kaybolan kitabı çok sürükleyici ilerliyor. Az bir şey kaldı zaten bugün biter. Kütüphaneden Düşerken kitabını da almıştım. Salı gününe kadar onu da bitirirsem kitapları iade edip, yerine kitap kulübü kitaplarından almayı düşünüyorum. Onları da bir an önce okumam lazım ki, toplantı da yabancılık çekmeyeyim. Araya bir de Jose Saramago sıkıştırdım mı benden iyisi yok. Bakalım nereye yetişeceğim. 

Ajandama aylık hedefler yazıyorum ve geçtiğimiz ay ramazan nedeniyle çoğunu yapamadığımı fark ettim. Özellikle bir tane hedef var ki, onu aylardır yapamıyorum ama bu ay yapmak niyetindeyim. Ayda bir kez kafede yazmak. Bunu zamanında çok yapmıştım. Özellikle oğlum küçükken hafta sonu kurslarında beklerken, kafedeki insanlar üzerinden o anda aklıma gelen hikayeler yazmayı çok severdim. Hoş halen seviyorum ama zamanla sanırım bazı durumlar yavaş yavaş hayatımızdan çıkıyor ve biz farkına dahi varamıyoruz. Geçmişe dönüp baktığımızda veyahutta bir anda karşımıza geçmişle alakalı şeyler çıktığında ancak hatırlıyoruz. Bugün aldığım kararlardan biri de kitap okuma ajandası yapmak. Okuduğum kitapları normalde yıllık ajandama yazıyordum ama toplu bir yerde hiç ajanda şeklinde tutmamıştım. Ama aklımdaki sorulardan biri de, geçmişte okuduğum kitapları da yazsam mı yoksa bugünden mi başlasam bilemedim. Sanırım dahil etmek mantıklı olur. Yoksa kitap ajandası tutmanın mantığı ne ola ki? Şimdi gidip biraz kitap okuyayım. Aklı selim bir zaman da önce okuma listemi çıkarıp, sonrasında ajandaya yazayım. Aslında bilgisayarda da yazılabilir ama kalem ve kâğıt ikilisinin yerini hiçbir şey tutmuyor. Aynı bilgisayarda günlük yazmamın, deftere yazmanın zevkini vermediği gibi.