26.04.2026 Günlük

 

Saat : 05:20

Pazar sabahlarını ayrı seviyorum. Ailecek evde olmak, birlikte zaman geçirmek, pazar kahvaltısı yapmak şükür sebeplerimden. Şükredecek o kadar çok şey var ki. Sabah uyanmak, eşinin yanında nefesini duymak, oğlunun odasında uyuyor olması. İnsan aslında çoğu zaman şükretmeyi unutuyor. Bizi yaratan Allah'a şükrümüzü, duamızı eksik etmemeliyiz. 

Sabah sabah dizi izlemeye dalınca günlük yazmayı bıraktım. Homeland çok heyecanlı bir yerdeydi ve ekrandan kendimi alamadım. Sonrasında baktım kahve saati gelmiş. Gidip hemen kahve yaptım. Kahveyi masaya koyarken birden nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde elimden kaymasıyla, her yerin kahve olması bir oldu. Sabah sabah etraftan kahve artıkları temizlemek hiç planlarımda yoktu. İşin kötüsü krem rengi sandalyem şu anda kullanılamaz durumda. Muhtemelen lekesi kalacak. Evlendiğimden bu yana değiştirmediğim ancak beni bırakmaya başlayan sandalyelerimi değiştirme zamanı geldi sanırım. Bu hafta gidip sandalye siparişi vereyim. Zaten sandalyeler artık otururken sallanmaya başlamıştı. Uzun zamandır erteliyordum ama zaman bu zamanmış galiba.

Arkadi Arverçenko'nun Bir Safdilin Hatıra Defteri kitabını dün bir oturuşta bitirdim. Konusu bir yazarın gezi notları da diyebiliriz. Hiciv sanatıyla eleştirel ve düşünceye sevk eden bir kitap. Aynı zamanda da eğlenceli. Beğendim.

Bugün Kazuo Ishıguro'nun Beni Asla Bırakma kitabını okumayı düşünüyorum. Bu kitapta değişik. Bakalım sonu nasıl bitecek. Hemen hemen yarısına geldim gibi.

Hava güzel gibi görünüyor. Kamp sandalyelerini alıp ormanda yürüyüşe çıkmak ve sonrasında ormanda kahvaltı yapmak istiyorum. Lakin konser çok yakın ve kulaklarım henüz tam olarak düzelmedi. Propolis ve polen biraz iyi gelse de sabahları halen daha ağrı ile uyanıyorum. Bünye hassas, rutubetten nem kapıyor. Havaların biraz daha düzelmesini beklemem gerekiyor. 

Bugün eltim ve eşinin sınavı var. Umarım iyi geçer ve istedikleri gibi olur her şey. Sabah onları uyandırmak adına aradım. Kaç haftadır deli gibi ders çalışıyorlar. Uyuyup treni kaçırmalarını ve eEmeklerinin zayi olmasını istemem.

Dün arkadaşım K. ile konuştuk. Eşinin takıntıları devam ediyor. Bir mekana kafayı takmış durumda ve o mekan şu anda devren satılık olduğu için ısrar kıyamet orayı almaya çalışıyormuş. Artıları ve eksileri gözü görmüyor. Eşini hiç dinlemediği gibi, elinde ne var ne yoksa buraya yatırmak derdinde. Ne yaparsa yapsın anlamıyormuş ve bu nedenle de K. görüşmelere giderken yanında gitmiyor. Ters giden bir şey olursa kendisine dönüşü olacak biliyor. "Senin yüzünden oldu." diyerek kendine günah keçisi arayacak. K.' da bunu bildiğinden hiçbir işine karışmıyor. Ev satışından kendisine düşen parayı da ona verecekmiş ki, bir an önce ondan kurtulmak için. Ona bir şey demedim ama o dediği gazoz ağacı. O paranın üstüne bir bardak soğuk su içmeli. Mekan açacak, çalışacak ve para kazanacak, sonrasında K.' ya düşen kısmını iade edecek. Ölme eşeğim ölme. Ne kadar zamanda olacak belli değil. Olacağı bile belli değil. Tabii ki o kadar para yatırdığı yerde para kazansın ama evdeki hesap her daim çarşıya uymaz. Bunu da kafası maalesef basmıyor. Onun istekleri olacak. Sanıyor ki mevcut yeri devralınca bütün her şey bitecek. Oysaki gerçek dünya böyle değil. Mekanın içindeki eşyalar bile yok. Onları da temin etmesi gerekecek. Devir sadece belge üzerinde olacak. İçindeki eşyaları kapsamıyor ve bu da aşırı bir maliyet demek. Hemen kafasında her şeyi alıp, satmaya, para kazanmaya bile başlıyor. K. ise bu durumda uzak durmayı planlayıp, sadece parasını kurtarmak derdinde. Şayet bu durum gerçekleşirse bırak parayı kurtarmayı, bir süre her şey düzene kadar hem evde hem de orada çalışması gerekecek. Yine tüm fedakârlığı o yapacak ve her şey ondan gidecek. Farkında olmakla birlikte elinden bir şey gelmediğini iddia ediyor ki kendi tercihi. Herkesin kendi hayatı sonuçta. Bir arkadaşı olarak sadece dinliyorum. Onun değişmeyen kocasını ve arkadaşımın halen daha ona inanması engellemek adına elimden gelen bir şey yok. Bu yüzden de kendimi üzemem. O böyle bir hayatı seçtiyse, zamanında konuştuklarımıza rağmen ona inanmaya, güvenmeye ve destek olmaya devam edecekse elbette kendi kararı. Buna sadece saygı duyabilirim. Elimden daha fazlası da gelmez. Değiştiremeyeceğim şeyler için dert edinmeyi, endişelenmeyi bıraktım. Kendim ve ailem dışında hiçbir şey umurumda değil. Bu en yakın dostum dediğim kişi olsa bile. İnsanlar tercihleriyle yaşar ve var olur ya da olmaz. Sınır çizgilerini iyi çekmek, sırtıma yük yüklemeyi bırakmak önemliydi ve kendim için bunu yapalı uzun zaman oluyor. Bir hayatım var ve kalan zamanım ne kadar bilemiyorum. Bu nedenle de zamanımı kendi adıma daha faydalı şeyler yaparak geçirmek önemli. Ne de olsa herkes kendi hayatını yaşıyor ve kimsenin kimseye faydası yok. Hep söylediğim bir şey var. Bulunduğun ortamdan memnun değilsen ortamını değiştirirsin. Aksi halde şikayet etmeye asla hakkın yoktur. NET.