Saat : 15:18
Bugün sabah gece geç yattığımdan yine geç kalktım. Saat 07:17 gösteriyordu uyandığımda. Akşam koro sonrasında eve geldiğimde gelen kargolarla ve eşimin amca oğluna kestirmiş olduğumuz tavukların parçalanmasına dalınca, uyku vakti maalesef kaydı.
Dün kargonun biri o kadar geç kaldı ki, neredeyse koro çalışmalarına geç kalıyordum. Çok şükür komşularımdan biri evdeymiş de, kargoyu teslim aldı. Normalde beklemesen ya da biraz daha geç kalsın desen erkenden kapıda biterler. Ne zaman işim olup dışarı çıkacak olsam kargoyu hacı yolu bekler gibi beklemek zorunda kalıyoruz.
Vagon arabayı zaten çok beğenmiştim ama şemsiye ve şezlongları da acayip beğendim. Eşimde gelen ürünleri çok sevdiğini söyledi. Hatta arabanın içine yerleştirip denedik. Bizim işimizi fazlasıyla görecek gibi duruyor. Bu kadar tatil malzemesi alırken küçük eltime de gösterince o da özellikle arabadan almak istiyor. Akşam eşyaları koyduğumuz halini eşim kardeşine gönderdi ve o da çok beğendi.
Ayaş içmecelerinden aradılar ve oda teyidini istediler. Arka odaları ön balkonlu odalara çevirdik. Zira video ve fotoğraflarını attıklarında ilk seçtiğimiz odaların çokta iyi olmadığını gördük. Zaten tesis eski. Birde saçma sapan odalarda konaklamak istemiyoruz. Eşimde fotoğrafları görünce ön cephe balkonlu oda olmasının mantıklı olduğunu söyledi.
Dün koro çalışmalarında insanın canı sıkan durumlar oldu. İnsanlar kendi kafalarına göre belli şeyler yapmak istiyor ve kimsenin fikri alınmıyor. Sonrasında bugün gelen mesajla yapılacak olan şeyin iptal olduğu söyleniyor. Aslında en başında bu durumun rahatsız edici ve can sıkıcı olacağı belliydi ama işte birkaç kişi ile bazı şeyler organize edersen eline yüzüne bulaştırırsın.
Bugün eşimin doğum günü için sabah beri pasta ve kurabiye ile uğraşıyorum. Eşim için benim klasik ağlayan pastam ile mantar kurabiyemden yaptım. İkisini de çok seviyor. Aslında öğleden sonra yapacaktım ama sabah sabah kendimi mutfakta buldum. Öyle ki dün öğleden beri bir şey yemediğimi düşünürsek ve neredeyse yirmi dört saattir aç olmama rağmen sabah yetmiş dakika dansımı ettim. Sonrasında iki makine çamaşırı hallettim ve sonrasında da soluğu mutfakta aldım. Bu nedenle de günlük yazma işi bugün öğleden sonraya kaldı. Lakin disiplini bozmamak adına ne olursa olsun yazmaya devam edeceğim. Gece bile olsa mutlaka o gününün günlüğünü yazmam gerek.
Oğlum bugün yine babaannesinde kalacak. Yağmura yakalanmış ve felaket ıslanmış. Bugün akşam yemeği olarak eşime karışık kızartma yapacağım. Kendime de tavuk suyu, buharda pişmiş kabak ve haşlanmış yumurta var. Açıkçası yumurta yemekten içim dışıma çıkmış durumda ama elden gelen bir şey yok.
Bugün biraz yazmam ve akşama da kitap okumam lazım. Ayrıca gece onda uyumam lazım ki, sabah beşte uyanma düzenime geri dönebileyim. Yoksa yine gece uykularımda düzensizleşecek.
Eşimin kardeşi de yaz tatili için otel bakmaya başladı. Biz senelerdir söylüyoruz zaten çocuklar küçükken ve otellerde çocuklardan ücret alınmıyorken, otel tatili daha mantıklı diye. Bizim dediğimize en sonunda geldiler. Zira arada çok fazla fiyat farkı yok ve her defasında eşi ve eşinin annesi yemekle uğraşmak zorunda kalıyorlar. Zaten hepi topu bir haftalık tatil. Bunu da neden yemek yapmakla geçirelim ki? Bugün kendisine bir otel buldum ve fiyat aldım. Mantıklı da geldi. Eşiyle görüşüp rezervasyon yapmayı düşünüyor. Aklın yolu birdir. Her zaman söylerim insan kendisine hayatı kolaylaştırmalı ve zorlaştırmamalı. Ona da söyledim. Nasıl olsa borcunuz yok. Senede bir kez yapılacak ailecek tatil için verilen para insana çok görünmemeli. Nasıl ki erkek tatil yaparken dinleniyorsa, kadının da dinlenmek hakkı. Üstelik hem evde hem de işte çalıştığını düşünürsek bence iki kez dinlenmek hakkı. Eltime kendisine destek çıktığımı bilmiyor ama ben bu konuda onun tarafındayım. O da istiyor ama bu zamana kadar ne yazık ki eşine bu konuyla ilgili de fikrini açıkça belirtmiş de değil. Zamanında parasal durumlar o kadar fazlasıyla konuşuldu ki, şimdi kızda ister istemez bir çok konuda ses çıkarmıyor ama bence yanlış. Elbette bütçeye göre hareket edilmeli. Har vurup, harman savuralım da demiyorum. Ancak bazı şeylerde akılcı düşünmek gerektiğini söylüyorum. İnsan hayata bir kez geliyor. Şayet maddi olanaklar yerindeyse, borcunda yoksa bu kadar kısmak anlamsız. Elbette birikim, yatırım yapılmalı. Bunu bende savunuyorum lakin bunu yaparken bu zamana kadar gittiğimiz tatillerde hiçbir zaman kendimi üzecek gibi de davranmadım. Tatile yemek yapmak için gidiyorsam evimde otururum daha iyi kafasındayım. Mesela bir aylık bir tatil olsa o zaman eyvallah ama bir haftalık tatilde de yemek yapmayayım bir zahmet. İnsanın ayaklarını uzatıp, denize girip, hiçbir şey yapmadan yatıp, kitap okumaya hatta oturup denizi izlemeye de ihtiyacı var.