12.04.2026 Günlük

 

Saat : 06:20

Bu sabah uyanmakta zorlandım. Sabah sabah kahve içebilseydim süper olacaktı ama daha kahve saati gelmedi. Sabah ilaçlarımdan sonra iki saat kahve yasağı var. Maalesef o sürede nasıl ayılırım bilemiyorum. 

Dün akşam küçürek öykü atölyesi toplantısı vardı. Aslında atölye güzeldi de sanırım ben dün çok yorulmuşum, o nedenle atölyenin sonunu bekleyemedim. Saat on buçukta yatağa gittim. Fakat gece bir buçuk gibi uyanıp sonrasında uzun bir süre geri uyuyamadım. Gece uyanmalarımdan nefret ediyorum.

Bu sabah şöyle denize karşı oturasım var. Elimde kahvemle denizin kokusunu içime çekebilsem, dalgaların sesini dinleyebilsem ne olurdu sanki. Elbette yaşadığım güne çok şükrediyorum, lakin insan başka şeylerde olsun istiyor. Başka yerlerde yaşamak, başka yerler görmek vs. İnsanın istekleri bitmiyor elbette. Kim bilir günün birinde bu hayalim gerçek olur. Allah büyük. 

Pazar kahvaltısı için fırında patates ve haşlanmış yumurtayı tereyağında çevireceğim. Bizim klasik pazar kahvaltımız. Bazen de sadece haşlanmış yumurta yapıyorum. Yemek ya da kahvaltı sırasında şu anda izlemeye devam ettiğimiz ve bitmesini istemediğimiz Castle bize eşlik edecek. Bu dizi tarzında dizi arayışındayım. Polisiye diziler ya da filmler acayip ilgimi çekiyor. Romantik komedi film ve dizilerini de seviyorum ama polisiyenin yeri bende her zaman bambaşka.

Bugün kitabı bitirmek istiyorum. Dün akşam istediğim kadar okuyamadım. Balkonda minderlerin üstünde okumak istiyorum. Umarım bugün biter ve diğer kitaplara geçebilirim.

Akşam yemeği olarak bugün kaya levreği var. Yanında balık çorbası içeceğim. Ev ahalisi bu durumdan pek memnun olmayacaklar muhtemelen. Yanında azıcık kalan erişte ile yiyecekler. Yemeyen yumurta kırıp yesin ne yapayım yani. Her gün ne pişirsem derdi beni delirtiyor ki eminim bir çok ev hanımı da aynı durumda. Sebze pişiriyorum onu da yemiyorlar. Her gün patates, köfte, mantı ve makarna olsa o kadar hoşlarına gidiyor. Her gün de bu tarz beslenilmez ki.

Bugün dans yok. Vücudun dinlenme günü. Kasların dinlenmesi gerek. Belki kahvaltı sonrasında yürüyüş yaparız ama çok sanmıyorum. Hava çok soğuk. İnsanın evden dışarı çıkası gelmiyor. 

Sabah sabah çamaşır makinesini çalıştırdım. Evde işler ne yazık ki bitmiyor. Her gün yeni bir şey çıkıyor. Yemek, bulaşık, çamaşır, ev toplama derken bir bakmışsın ki gün bitmiş. Yapılacak olanlarda hep sekteye uğruyor. Dün takip ettiğim bir arkadaşım (dans videoları falan da çekiyor), paylaşım yapmış ev dandini ama dans etmek gerek diye. Doğru söylüyor aslında. Kendisini desteklediğimi söyleyen mesaj attım. Nasıl olsa işlerin bitmediğini, hayatın kısa olduğunu ve istediği gibi yaşamasını söyledim. Destek görmek onu çok mutlu etti. Ne de olsa ne kadar yaparsak yapalım işler bir türlü bitmiyor.

Büyük eltim dün doksanlar partisinin organizasyonunu yaptı. Sanırsın organizatör ve çok para kazanıyor. Para kazanmadığını ve cepten daha da fazlasını harcadığını biz biliyoruz ama bize bir anlatması var ki, sanırsın deste deste para istiflemiş. Allah akıl fikir versin. Yine paylaşımlara doyamamış. Yalnız küçük eltimle bir şey dikkatimizi çekti. Bu tarz şeyler yaparken bizi hiç davet etmiyor. Ah ne de ayıp ediyor. Kız parasını vereceğiz, insan bizi çağırmaz mı hiç? Çok ama çok ayıp ediyorsun. Ama biz onun derdini biliyoruz. İstediği gibi at koşturamayacak. Çevresine öyle bir imaj çiziyor ki, yalanları ortaya çıkacak. Yazık kıyamam sana ben. Gerçek kişiliği ortaya çıkacak diye, hop oturup, hop kalkıyor. Hani bir laf var ya, "Her zaman doğruyu söyleyin ki, sonra ne dediğinizi hatırlamak zorunda kalmayın." Bu laf bence tam da sana göre.