Saat : 06:30
Dünkü hava muhalefeti nedeniyle koro çalışması iptal oldu. Çoğu kişi gelemeyeceğini yazınca hocada mecburen iptal etmiş. Hava çok soğuktu. İptal olması işime gelmedi dersem yalan olur. Evde verimli zaman geçirdim. Kitap okudum, blog yazdım.
Dünkü dans performansım iyiydi. Altmış iki dakika dans ettim. 10*11 set masadan destek alarak bacakları arkaya, sağa ve sola kaldırıp indirme yaptım ki sadece bacakları dört yüz kırk kez çalıştırdım. Bu konudaki rekorum 10*25 set ve bin hareket. Uzun zamandır bir gün içinde bu sayıya çıkmadım. Bugünkü dans sırasında bunu tekrar deneyeceğim. Yağ yakımı açısından bu önemli. Hem basen kısmını çok güzel çalıştırıyor, hem de yan simit bölgesi dediğimiz göbek çevresi bölgesini. Bakalım bugün kaç set olacak?
Aynı anda bir çok diziyi izliyorum. O kadar fazla ki bazıları alt yazılı olduğundan takip için televizyon karşısında oturup izlemek gerekiyor. Bugün hava kapalı ve tam dizi izlemelik bir hava var. Ancak ev halkı evde olduğundan sanırım bunun için pazartesiyi beklemem gerekecek. Akşam bizimkiler dışarı çıkmadı. Eşimin abisi kızını kursa götüreceğinden geç olacağını düşünmüş ve bu akşam çıkmayı planlıyorlar. Belki akşam dizi izleyebilirim.
Okuduğum kitabı bugün bitirebilir miyim? bilemiyorum. Osman Balcıgil'in elimde üç kitabı var. Öncesinde de 53.Risale'yi okumuştum ve çok beğenmiştim. Zaten yazar benim okuma listemdeydi ama kitaplarını almaya fırsat bulamamıştım. Kütüphanede bulunca bulduğum tüm kitaplarını okumaya adadım kendimi. Eskiden kütüphane oluşturmak adına çok uğraşırdım ama artık bu bana yük gelmeye başladı. Eski evimizi satıp, bu evi aldığımız dönemde elimden üç yüze yakın kitap çıkarmıştım. Sattığım kitaplarla taşınma masraflarını da karşılamıştım. İşin maddi kısmını geçiyorum, saklama konusunda da sıkıntı yaratıyor. Sonrasında kalan kitaplardan da bu eve daha taşındıktan sonra sattım. En son kalanları artık arayan, soran olmayınca topluca evden gelip alma koşuluyla toplu olarak yok pahasına sattım. Şimdi yine sanırım beş yüze yakın kitap var. Ancak onları da okudukça satmayı ya da çok komik rakamlar olursa kütüphaneye bağışlamayı düşünüyorum. Elbette bir kitaplık olmalı her evde, satmayacağım zaman zaman açıp okuyacağım kitaplar olacak. Lakin fazlası insana yük. Hayatımızda her fazlalık bizi yoruyor. Hani derler ya, azı karar çoğu zarar.
Sabah kahvemi içerken bugünkü programımı düşünüyorum. Gidilecek bir yer yok. Zaten hava da soğuk. Otur evinde be ya. Kitaplarımı ve blog günlüklerimi bitirmem lazım. Henüz okuduğum kitaplar ve izlediğim dizi-filmleri yazmak için ajanda seçmedim. Sırasıyla yapıp bitirerek gitmeyi planlıyorum. Önceliğimi blog yazılarıma verdim. Uzun zamandır kafamın içini kurcalıyorlar. Deftere yazarak günlük tutmayı sevsem de, bileğimdeki sıkıntı da beni zorladığından, ayrıca yeniden bilgisayara aktarmak zor geldiğinden günlük yazarken defter-kalem ikilisini maalesef ve üzülerek terk etmek zorundayım. Fakat zamanında aldığım defterleri de kullanmam gerek. Elimde o kadar çok defter var ki. Ve çok güzeller. İnsan yazmaya kıyamıyor. Ama mezara götürecek halimizde yok elbette. Zamanında kullandığım ajandalar içinde bir çözüm bulmak lazım. Uzun zaman beklediğinden dışlarında dökülme sorunu yaşadıklarım var. Üstlerine streç film mi kaplasam acaba diye düşünüyorum. Oğlum bazen bu ajandaları neden tuttuğumu soruyor. "Nostalji güzeldir." diye cevap veriyorum. Aradan yıllar geçtikten sonra geçmişte neler yaptığına bakmakta güzel oluyor. İki tane ajanda tutuyorum günlük anlamında. Biri o gün yapmam gerekenler, randevular vs. Bu zaten el kadar bir ajanda. Cep ajandası da diyebiliriz. Diğeri de neler yaptığımla ilgili. İzlediğim film, dizi, o gün kaç sayfa okuduğum, ne kadar adım attığım, kaç dakika dans ettiğim, kendi yediklerim ve ev halkı için akşam yemeğinde ne pişirdiğim, o gün içinde gittiğim yerler, yaptığım ödemeler vs. Bir bakıma kendin için hatırlatıcı gibi de oluyor. Hatta eşim bazen şu yemeği yiyeli çok zaman oldu diye söylediğinde, ajandayı açıp o kadar zamanın geçmediğini de gözüne sokmuşluğumda var. Bazen bu yazma huyumdan nefret ettiğini söyler. Zira söz uçar, yazı kalır mantığında çalışınca kıvıracak yeri kalmıyor. Bir rüya ajandam var. Son zamanlarda uyandığımda rüyalarımı çok hatırlamıyor olsam da, yine de rüyalarımı yazmak çok güzel. Bunun dışında öykülerim için aklıma geldiğin yazmak adına iki tane defterim var. Biri büyük boy evde, diğeri dışarı çıktığımda yanıma almak ve taşıması kolay olsun diye küçük boy. Bir tane karalama defteri haline gelen ajandam var ki, onu da bir ara gözden geçirip imha etmem lazım. Son olarak soru defterim var. Bir instagram kullanıcının her ay düzenli olarak yazdığı soruları cevaplıyorum. Bu aslında bir anlamda yazma içinde teşvik gibi oluyor. Hoş son zamanlarda o soruları da cevaplayamadım ya neyse. Sabah sabah konu nerelere geldi.
Sabah kahvaltısında bugün günlerden menemen. Aslında kıymalı yumurtalı bir kahvaltı planlıyordum lakin dondurucuyu boşaltma dönemi geliyor yine. Geçen yıl buzdolabının fişini çekememiştim. Dondurucusu iyice karlanma yapmış durumda. Domates ve biberlerin bitmesi gerek. Gözüm doymamış, almışım da almışım domatesleri. Yemeklere falan kullanıp bitirmek lazım. Közlediğim patlıcanları da kullanmalıyım. Şişlik yapıyor bende ama en azından evdekilere Hünkâr Beğendi yemeğiyle yedirebilirim. Bu sene sanırım büyük dondurucuya gerek kalmayacak. Nasıl olsa ben yiyemediğim için bir çok şeyi azaltacağım.
Sipariş ettiğim Hindistan cevizi yağı geldi. Sabahleyin şu anda kullandığımı ve yeni aldığımı denedim. Kesinlikle yenisi anlattıkları kadar varmış. Kokusu ve tadını çok sevdim. Propolise başladım. Her ne kadar İBS'de propolis ve polen sıkıntılı görseler de, bağışıklık için kullanmak gerektiğini düşünüyorum. Oğlum küçükken bir ara almıştım diye hatırlıyorum ama sonra neden kullanmayı bıraktığımı da hatırlamıyorum.
Bugün akşam yemeği dünden kalan erişte ve antrikot. Yanına çorba olarak tarhana yapabilirim belki. Eşim pek sevmese de, oğlum seviyor. Aslında bende çok ama çok seviyorum ama ne yazık ki dokunuyor.
Şimdi kafamı açtığıma göre gidip sabah sabah biraz tepineyim. Bakalım bugün bir saat dans edebilecek miyim? Göbek çevresinin sıkılaşması lazım. Bugün biraz daha karın kasları üstünde sıkıp, bırakma hareketi yapmalıyım. Ay sonuna kadar bakalım kaç kilo daha vereceğim? İBS'de zaten protein ağırlıklı beslendiğimden bence ay sonuna kadar en az üç kilo diyorum. 1 Nisan itibariyle 68,4 kilo. 1 Mayıs'ta göreceğiz bakalım ak mı kara mı?