Saat : 10:41
Dün gece saat on buçuk gibi yatmama rağmen, bu sabah uyanmakta zorlandım. Gece uyanmalarım var ama hemen uykuya daldığım için sorun olarak görmüyorum. Eskiden uyandığımda yeniden uyumak için resmen savaşıyordum. O nedenle bu halime şükürler olsun. Sabah kahvesi içtikten sonra daha iyi hissetmeye başladım. Sabah ki halim olsaydı mümkün değil yataktan çıkamazdım.
Birazdan dansa başlayacağım. Son iki gündür birer saate yakın dans ettim. Ertelemelere başlamamak adına her gün düzenli olarak dans ediyorum. Bazen canım istemiyor olsa da, kendi kendimi gaza getirerek dans için motivasyon sağlıyorum. Zaten İBS'de istemeden kilo vermeye devam ettiğimden, vücutta sarkma olmaması için dansa devam etmek gerekiyor. Yapay zekayı bu anlamda çok güzel kullanıyorum. Bir diyetisyen gibi görerek kalori hesaplamalarını, ne kadar yağ, protein hakkımın kaldığının hesaplamasını istediğim gibi, günlük yaptıklarımı da anlatıyorum. Almamam gereken besinleri bana söylüyor. Geçen günkü krep kaçamağım için beni çok güzel motive etti. Bunun bir kaçamak değil, vücudun tepkisini ölçmek için olduğunu söyledi. Aslında olaya bu açıdan bakınca doğru da söylüyor. Özel yaşam koçu, diyetisyen vs. tutsam açıkçası bu kadar detaylı bilgi vereceğini sanmıyorum. Zaten hali hazırda bu süreci araştırdığım için doğru söyleyip, söylemediğini de bu sayede anlayabiliyorum.
Bu sabah Hindistan cevizi yağı, propolis ve polen siparişi verdim. Bağışıklık düşmeye başladı. Oğlum hasta, benim de boğazlar gitmeye başladı. Hindistan cevizi yağını da sabah uyanınca yarım tatlı kaşığı yiyorum ve güne enerjik başlama yardımcı olduğu gibi, dans ederken de beni tok tutuyor.
Dün Osman Balcıgil'in Afife Jale kitabına başladım. Çok güzel ilerliyor. Yazarın yaptığı araştırmalar çok etkileyici. Kitabı şu ana kadar beğendim. Kitap Lale'nin arkadaşı Sumru'nun dilinden anlatılıyor. Bakalım sonu nereye çıkacak?
Akşam yemeği yapmayacağım. Bugün menemen ya da kahvaltı yapmak istediklerini söyledi evdekiler. Çay demleyip kahvaltı gibi yiyeceklermiş. Açıkçası işime gelmedi dersen yalan olur. Bugün yemek yapma günümde değilim.
Dün manevi kızım E.'yi aradım. Mesajla müsait olmadığını söyledi. Sonra geri döneceğini bildirdi. Henüz daha aramadı. Bayramda da aramadı. Üçüncü çocuğu doğdu, yaşına girecek. Açıkçası ona da kızgınım. Elimde büyüdü denebilir. Fakat bayramda aramak zor olmasa gerek. Bir çok sıkıntısı olduğunu biliyorum. Geçen yıl babasını kaybetti. Henüz daha yas sürecini atlatamadı. Ancak hayat devam ediyor. Şayet uzun bir süre geri dönmezse onunda ipini çekip, silerim. Nasıl olsa silmeye başladım insanları, onu da sileriz, sıkıntı yok. Eskiden insanları silmemek adına çok uğraşırdım. Artık uğraşmıyorum. Bu zamana kadar sabrettiklerime saysınlar. Dışarıdan bakınca etrafımda kimse kalmamış gibi görünüyor olabilir ama durum öyle değil. Gereksiz kalabalıktan kurtulmak gerek. İnsanı boğan, ihtiyacın olduğunda yanında olmayan insanlar telefon rehberinde olsa ne, olmasa ne. Ben sürekli insanları arıyorum ve işleri düşmedikçe birkaç kişi hariç geri döneni görmedim. Etrafımdaki insanları ayıklıyorum. İçim, vicdanım her bir şeyim rahat. En önemlisi kafam rahat. Ve etrafımda insan azalttıkça daha huzurlu olduğumu görüyorum.
Takip ettiğim bir kadın var youtube'da. Kanser teşhisi konmuş ve sonrasında kendisine gelen aydınlanmalardan, hayata bakış açısından bahsediyor Arzu Aydın. Eskiden uçakta hosteslik yapıyormuş. Bana hayata bakış açısı çok iyi geldi. Zaten bu sıralar bu tarz kitapları okuyor, hayata bakışımı değiştirecek videoları izlemeye gayret ediyorum. Mesela bir videosunda kendisine bir şeyler ısmarlamaktan bahsediyor. "Hadi bir yer açılmış Arzu oraya gidelim." diye kendi içindeki Arzu ile konuştuğunu falan anlatıyor. O Arzu'ya bir kahve, bir yemek vs. ısmarladığından bahsediyor. Evet aslında bazı şeyleri yaparken, hayatı kaçırdığımız zamanlarda olmuyor değil. Zamanında ev, araba borcu ödemekten, çocuğun ihtiyaçlarını gidermekten bırak yemek yemeyi, kendimize belki de bir kahve bile ısmarlamadık. Yaş kaç olmuş ve daha da bazı alışkanlıkları bırakmak kolay olmuyor elbette. Ancak hayat değişiyor, biz değişiyoruz ve değişmeliyiz de. Zaman geçiyor, ömür bitiyor.
İnsan kendi kendine de kahve içebilmeli fakat çoğumuz hayatın koşturması arasında yalnız başına bir şeyler yapmayı, kendi kendine vakit geçirmeyi atlıyor. Bazen yanında biri yok diye, bazen hayat telaşesinden, bazen vakitsizlikten. İnsan zaman zaman kendisine yemek ısmarlamalı. Yeni yerleri yalnız başına da gezebilmeli. Bunu fark ettiğim günden bu yana, yalnızlık benim için daha anlamlı oldu. Akıp giden zamanı, kendimiz için durdurmak önemli. Bugün yapabiliyorken bazı şeyleri yapmalı. Uyku çok sevsem de, hayatımı belli rutinlere koyduğumdan bu yana, fazla uyku zaman kaybı geliyor. Elbette rahatsız olduğumuz zamanlar, sırf miskinlik yapmak istediğimiz günlerde olacak. Zaman zaman benimde olmuyor değil. Fakat bu süreklilik arz etmemeli. İzlemek istediğimiz diziler, filmler, görmek istediğimiz yerler, okunacak kitaplar, hayat hedefleri. İnsan en azından yürüyüş yapıp, biraz hava almak adına bile olsa evden çıkmalı. Yoksa hayat cidden çekilmez oluyor.
Bundan üç yıl önce girdiğim depresyondan çıkış sebebim evden dışarı adım atmaktan geçti. O dönemde katıldığım kurslar, hayatıma giren yeni insanlar, hayata dönmemi, hayat amacımı yeniden hatırlattı bana. Öyle ki, tek sıkıntısı olan ben değilim. Bunu bildiğim halde hayatı kendime zindan ettiğim dönemler vardı. Sabah eşimin işe gittiğini görmediğim, akşam gelene kadar kendimi bilmeden uyuduğum ve eşimin işten gelişini yeni gidiyormuş sandığım zamanlar. Zaman mefhumu kaybolmuş, gece ve gündüz birbirine karışmış. Ayakta olduğum zamanlarda da mecburen yapılan yemekler, yıkanan çamaşır ve bulaşıklar. Öyle ki evi bile süpürmeye mecalim yoktu. Çok sevdiğim haftada en az üç kitap bitirdiğim günlerinde geride kaldığı bu depresyon dönemi çok kötüydü. Bir daha o günlere dönmemek adına kendime sürekli gaz veriyorum. Önce kendim demeyi öğrendim. Başka türlü hayatta kalmamın imkanı yok. Mesela akşam koro çalışmamız var. Bazen koroyu bırakasım geliyor ama sonrasında diyorum ki, şarkı söylemek sana iyi geliyor, devam et. Sadece mesafe uzak olduğundan dolayı gidesim çok gelmiyor. Fakat koroları bırakırsam yine eskiye dönmek için zemin hazırlamış olacağım. Evden çıkmak adına tek bahane koro. Koro çalışmalarına gitmesem sadece alışveriş yapmak için çarşıya gideceğim ki bu da ayda en fazla iki kez, belki de bir. Kendimi biliyorum iki gün yürüyüşe gitsem, üçüncü günü boş verip kapıdan adımımı atmam. Bu yüzden aktivite, günlük rutinler önemli. Ajanda gibide yaşamayalım hayatı ama bir amacımız, bir gayemiz olsun.
Şimdi gidip hayatımı güzelleştirmek, en önemlisi kendimi iyi hissetmek adına dans edeyim. Yarın inşallah yazmaya devam ederim.