Saat : 13:25
Son yazımın üzerinden yine bir haftadan fazla zaman geçti. Bu süre içinde evin eşyaları, hastane derken, haftanın sonuna geldik bile. Geçen hafta gelen mutfak masa ve sandalyelerim tam bir hayal kırıklığıydı. Sağlamlıklarında sorun olmasa da işçilikleri fiyaskoydu. İlk getiren adamın nakliyeci olduğunu, sandalyeleri apartman girişinden itibaren cayır cayır sürüklediğini duyduk. Yukarı çıktığında sandalye ve taburelerin her yeri çizik içindeydi. Üstüne üstlük, masanın ayakları küflü çıktı. Adam kurulumu yapıp gitti ama ben firma ile resmen telefon trafiğine girdim. Fotoğraflar, açıklamalar derken, yetkili cumartesi günü masa değişimi ve sandalyelerin rötuşu sözü verdi. İçime sinmese de, elimizdekileri geri gönderdiğimiz için mecburen kabul ettim. O bir hafta boyunca gözümün önünde duran o eşyalar içimi acıttı durdu.
Dün yeni masa geldi. Gelen kişiler ise dünyadan bihaberdi. Adamın ne yapacağına dair bir fikri yoktu, üstelik sprey boyayı alıp evin içinde boya yapmaya kalktı. Bağırmaya başlayınca şaşırıp kaldı. Eşim sakin olmamı söylüyordu ama kan beynime sıçramıştı. Hemen firma yetkilisini arayıp tüm ürünleri iade almalarını ve paramı geri istediğimi söyledim. Çünkü eşim, ürünlerde o kadar çok kusur buldu ki, zaten içime sinmeyen durum iyice ciğerimi dağladı. Eşim araya girip adamı iyice haşladıktan sonra, ürünlerin kalıp düzeltilmesinde ısrar etti. Nihayetinde, rötuşu evde yapmadılar ama apartman koridorunda hallettiler. Ben delirmek üzereydim ama elimden bir şey gelmiyordu. Eski masanın gitmesini küçük bir kâr sayıp, bundan sonra bu tarz alışverişleri eşimle yapmaya karar verdim. O, mesleği gereği detaylara çok dikkat eden biri. Bu sefer iş yoğunluğundan gelemedi, ama bir daha aynı hataya düşmeyeceğim.
Dün ayrıca salonun kornişini değiştirdik, yeni fon perdesi ve tülü taktık. Salonun havası bir anda değişti. Eski tülü yatak odasına aldık, oradaki ise çöp oldu. Kolay kolay atmam ama o tül en az on beş yıllıktı ve yırtılmıştı. Değişen masa takımı da on yedi senelikti. Eskisini babamlar köye götürdü bile.
Evde dip köşe temizlik yaptık dün. Eşim mutfak dolaplarını sildi, ben de oğlumla birlikte süpürge, toz alma ve yerleri paspaslama işini üstlendik. Öyle yorucu bir gündü ki, akşam kaç kez uyandığımı sayamadım. Sabah saat altıda yine ayaktaydım.
Pazar kahvaltısı bizim evde vazgeçilmez bir ritüeldir. Fırında soslu patates, haşlanmış yumurta, kahvaltılıklar ve ocak üstünde kızarmış tost ekmeği... Tabii bir de kendime özel hazırladığım salatam var. Bağırsak sorunları yüzünden yeme-içme düzenim altüst oldu. Kısıtlı gıdalarla besleniyorum ve bu durum beni yoruyor. Neredeyse bir yıldır bu şekildeyim, yavaş yavaş bazı gıdaları deneyip ekliyorum, olmazsa ömür boyu yemeyeceğim. Buna rağmen kabızlık tam çözülmüş değil. Beslenmemi değiştirdiğime mi yanayım, yoksa hâlâ düzelmemiş olmasına mı, bilemiyorum. Bugün yine sindirim sistemimle boğuşuyorum. Salon ile tuvalet arasında mekik dokumaktan yoruldum. Üstelik o huzursuzluk hissi ayrıca sıkıcı. Patlayacak gibi hissediyorum. Umarım yakında düzelirim.
Bu hafta aile toplantısı yapılmadı. Herkesin kendine göre programı vardı. Aslında iyi de oldu. Toplandığımızda da kimin ne yaptığı belli olmuyor zaten. Biraz kafa dinlemek iyi geldi.
Akşam yemeğini düşünüyorum şimdi. Kadınların klasik derdi: "Ne pişirsem?" Dünden kalan biraz palamut balığı var, bana yeter. Ama ev halkına ne hazırlayacağım konusunda hiç fikrim yok.
Bugün biraz blog yazmak niyetindeyim. Kaç gündür sabahları gördüğüm rüyaları da kaydetmeyi planlıyorum, aklımdayken yazmalıyım. Kitap taslaklarıma da göz atmam lazım ama içimden gelmiyor. Kafamdaki düşünceleri bir türlü toparlayamıyorum. Akşam yatarken kurduğum planları, sabah hayata geçiremiyorum. Yaz başından beri böyleyim. Düzenli günlük tutamıyorum, rüyalarımı yazamıyorum, taslaklar olduğu yerde duruyor. İyice eve kapanmayacağımı bilsem, koroya bile gitmeyeceğim. Depresyon değil belki ama hiçbir şey bana zevk vermiyor artık. Her şey boş geliyor, her gün bir öncekinin aynı. Dünya nereye gidiyor belli değil. Haber izlemiyorum, sadece finans haberlerine bakıyorum, o bile ruhumu daraltmaya yetiyor. Allah sonumuzu hayreylesin.