
Saat : 12:26
Dün gece sibo ve geçirgen bağırsak sendromunu etraflıca araştırdım. Bu ikisi de bende mevcut. Beslenmemi buna göre yeniden düzenleyeceğim. Dikkat ettim de yazın bu sorunlarım bu kadar yoktu. Evet yine kabızlık vardı ama kış gelip kış sebzelerini yemeye başladığımdan beri daha da fena oldum. İşin en kötü tarafı da listedeki yediğim şeyler sağlıklı görünmesine ve benim çok severek tüketmeme rağmen bir türlü kabızlığım geçmiyordu. Meğer sağlıklı gördüğüm tüm besinler bana yaramıyormuş.
Az önce sabah kahvaltımı yaptım. Bir dilim tahinli-zeytinli-yumurtalı ekmek, 3 haşlanmış yumurta ve 12 adet zeytin yedim. Açıkçası yanında turp, kırmızı pancar, havuç olmayınca kendimi eksik hissetmedim dersem yalan olur. Ah bir de peynirler var. Hepsi yasak. Hele aklımın kaldığı kefire ne demeli.
İnsan sağlığını kaybetmeden yediklerinin ne kadar büyük bir nimet olduğunu anlamıyor. Ne zaman sağlığımızı kaybetsek hemen "En büyük nimet sağlıktır" diyoruz ama sağlığımız yerine geldiğinde söylediğimizi unutuyoruz. Oysa ki aklımızdan çıkartmamak gerek.
Bugün kutsal balık günümüz var. Ne yazık ki ben buğlama yemek zorundayım ki balığın her türlüsünü yiyen biri olarak sadece fırında kısmından hiç hazetmiyorum. Buna da şükür diyerek yiyeceğiz ne yapalım. Ya Allah korusun hiç yiyemeseydim. Tabi hayatımızdan şükrü de eksik etmemek gerek. Bunu da unutuyoruz.
Ah günlük bu sıralar canım çok sıkılıyor. Şu sağlığımı biraz düzene koyayım da inşallah ramazan ayından önce şöyle bir Konya ve Gemlik'e gideyim diyorum. Hoş oralarda diyete uymak biraz zor olacak ama bakalım nasip. Önce biraz düzene girelim de sonrasına sonra bakarım.
Hoş ramazan öncesinde bir de Gazlıgöl'e gitme niyetimiz vardı. Bakalım hangisine nasıl, ne zaman vakit buluruz. Nasip, kısmet ve hayrımızı olan zamanda olsun.