Saat : 06:43
Gece yine çok fazla uyandım. Dün çok yoruldum ve çok üşüdüm. Sanırım vücüdumun biraz dinlenmeye ihtiyacı var. Aldığım uyku yetmiyor ama gün içinde de bana kalan zaman yetmiyor. Sabah uyanmak bazen çok zor olabiliyor. Mesela bugün evden çıkasım yok modunda uyandım. Neyse kahvesi içince durum düzelir sanırım. Dün müzik ve ses eğitimine gittim. Hoca bireysel ders yapıyormuş. Ücretsiz ve bireysel çok iyi. Her pazartesi dersim var. Hocanın enerjisini sevdim. Diyafram eğitimi almam gerekiyor. Koroda bazı eserleri okurken zorlanıyorum. Koro çalışması da güzel geçti.
Dün termos ararken kendime şal alırken buldum kendimi. Yedek şal istiyordum zaten. Havada çok soğuk malum. Ayrıca bu şalları yazın hırka yerine de kullanıyorum. Hırka çok kalın olduğu yerlerde şallar kurtarıcı oluyor.
Cumartesi yine balık gününde klasik "Balık fazla alınmış." tartışması vardı. Altı üstü fazla gelen yarım kilo balık için ortalığı ayağa kaldırıyorlar. Madem fazla geliyor herkes evinde yapıp yesin o zaman. İnsanı sinir ederler. Hem birlikte olalım istiyorlar, hem de biraz balık ya da et fazla kalınca söylenmeye yetişemiyorlar. Mesela annem kalan balığı götürmemi söyledi. Tamam ama babam ertesi günü kalan balığı yiyor. Adama sormadan hemen bana vermek ne kadar doğru? Bir ara yine böyle yapmıştı ve babam çok bozulmuştu. Kendin yemiyorsun diye neden evden kalan yemekleri çıkarmak derdindesin. Yaşlıların yemekleri kıymetli olur. Hoş aslında bütün eşyaları kıymetli oluyor. Ben insanları anlamakta güçlük çekiyorum. Dün korodaki bir ala küpesini kaybetmiş. Bir gün öncesinde de başka bir kursta broşunu kaybetmiş. Yana yakıla eşyalarını arıyor. Velhasıl bir yaştan sonra sanırım her şeyleri kıymete biniyor. Bu yemek olmuş, başka bir şey olmuş fark etmiyor.
Şubat ayı hedeflerim yine sallantıda. Kitap okuyamıyorum. Sanırım blog yazmaya daha fazla ağırlık verdiğim iççin. Günlükleri bloğa aktarma işi de yavaş gidiyor. Bayağı gerideyim. Bu ay mesela İngilizce çeviriye hiç bakamadım. Diyorum ya hayatımı düzene koyup, bir şeyler yapmaya başladığımdan beri zaman yetmiyor. Saat : 07:05 olmuş bile. Öğlen 12:00'de çıkmam lazım. Yazarlık ve drama kurslarım var.
Akşam oğlum babaannesinde kalacakmış. Dün saçlarını kestirmişti. Kaşına çizik attırmış. Çok kızdım. Serseri hareketlerinden hoşlanmıyorum. Ramazan'a da az kaldı. Bu sene iftara kimseyi almayacağım. Kimse de bizi çağırmasın mümkünse. Onlara harcayacağım parayı bir fakire veririm. En azından hayır duası alırım. Babamın benden beklentisi et pişirmem yönünde. Yapmaya yapayım, bu konuda hiç sıkıntı yok. Ama sofraya koyulacak iki tabak ile kalmıyor. Herkes evinde et pişirince bizi çağırıyor mu? Kimseyi çekecek halim yok. Ben çekirdek ailem ile çok şükür mutluyum. Çok et istiyorsan baba sen al gel, ben pişireyim. O eski ben yok artık. Eskidendi o dörtbaşı mamur sofralar. Yaptık da ne oldu? Kıymet mi bildiniz? Bundan sonra bana iyi gelmeyen her şeyden elimi eteğimi çektim. Bunun en başını da siz çekiyorsunuz. Bunu siz daha iyi bilirsiniz.