25.01.2025 Günlük


Saat: 07:32

Dün akşam kutsal balık günü olunca eve geç döndük ve benim uyku sekteye uğradı. Sabah altıda kalktım ama gözümü açamadım. Azıcık daha yatayım derken bir saat daha uyumuşum. En son sosyal medyada gezinirken sızmışım. Telefonu sabah halının üstünden topladım. Şükür kırılmamış.

Dün sabah oğlumla çok fena kavga ettik. Sonra eşimde dahil oldu. Konu oğlumun açıköğretim fakültesini bırakması. Aslında kaç gün tatil olacak diye sorarken insanın gözünü çıkarırcasına konuşması, böyle insanın damarına basa basa sinir ederek tartışması bende ipleri kopardı. Millet alabildiği kadar diploma, sertifika alır. Paşamda elinin altındakini istemiyor. Bundan sonra karışmamaya karar verdim. Ne yaparsa yapsın. Kendi hayatı sonuçta. Ama ileride yurtdışı eğitimine gitmek isterse destek olmayacağımı da kendisine söyledim. "Önce burada olanları hak et, sonra oralara gidersin." diye söyledim. Bozuldu ama kusura bakmasında biz onun düşmanıymışız gibi ya da kötü olmasını istiyormuşuz gibi davranırsa bende desteğimi çekerim. Babası da, ben de hep iyi yerlere gelsin diye uğraşıyoruz. Ama bizim iyi niyetimizi görmezden gelip, saçma kararlar alırsa da kusura bakmasın da biz de bu konuda yanında olamayız. 

Bazen beni çok zorluyor. Dün tansiyonum çıktı. Beynim çıkacak gibiydi. İlaç içip yattım. Kalktığımda akşam altı olmak üzereydi. Bir buçuk saat uyumuşum. Kafam salak gibi olmuş. Sonra bir ilaç daha içtim. Sonrasında biraz toparladım. Bugün de dünün etkileri devam ediyor. Zaten ne zaman tansiyonum çıksa, bir kaç gün kendime gelemiyorum. Kafam tuhaf şu anda. Yatsam yatacak moddayım. Çok yorulduğumu hissediyorum. Şöyle alıp başımı gidesim var. Deniz kıyısında sıcak soğuk demeden oturup, sabahtan akşama kadar denizi izleyesim var. Sessizlik istiyorum. Bazen saatlerce ağlamak istiyorum. İçim sökülene kadar. Bazı şeyler gücüme gidiyor artık. Ergenlik desen değil. Üniversiteye geldi artık. Durulması gereken yerde, çocukken yapacağı şeyleri yapıyor. Beni sinirlendirmek hoşuna gidiyormuş. Ama bazen ne şaka, ne ciddi ayıramıyorum. Bazı sorumsuzlukları ya da umursamazlıkları demek daha doğru olur sanırım beni üzüyor. Bir anne olarak elbette çocuğumun iyi yerlere gelmesini istiyorum. Ben onu doğuracağım diye ölümden döndüm. Kolay olmadı doğumu. Çok şükür sağlıklı bir evlat olarak dünyaya geldi. "Down sendromlu olabilir, bebeği alabiliriz!..." dediler ama her şeye rağmen o benim bebeğim ve doğuracağımı söyledim. İyi ki ondan vazgeçmemişim. Allah'ım bizlere bir evlat nasip etti çok şükür. Ama dediğim gibi bazen çok yoruyor. Buna da şükür. Ne yapalım?

Bugün komşu günü var. Ondan da sıkılıyorum. Ne konuştukları belli değil. Her kafadan ayrı ses çıkıyor. Komşular çok ısrar ettiği ve dışlanmamak adına katıldım ama gün yapmak bana göre değil. Kaldı ki hayatım boyunca katıldığım ilk gün. Hele ki bir de hamur işi falan olduğunda beni daha çok sıkıyor. Yemekli olsa daha işime gelir. 

Biraz blog yazayım. Sonrasında dans edip duşumu alırım. Dün dans edemedim. Baş ağrısı, tansiyonumun çıkması derken kaldı. Arayı açmamak lazım. Vücut hemen tembelleşiyor. Vücudumdaki ödem biraz olsun gitmeye başladı. Kendimi daha rahat hissediyorum. Karbonhidrat yemediğim sürece iyiyim. Yediğimde hem kilo yapıyor hem de ödem. Yakın zamanda baskül almam lazım. Hâlâ daha alamadım.