26 Temmuz 2018 Perşembe

Kapı Önü Dedikoduları - Ortaokul Aşkı / Çıkıkçı

Gözümü açtığımda yatağımdaydım ve ayak bileğimde delice bir ağrı vardı. Kalkmaya çalıştığımda acıdan inlediğimi fark ettim ve kalkmaktan vazgeçtim.
Ayağım aynı zamanda gülle gibi ağırdı. Hafifçe doğrulup baktığımda ayağımı iki tahta arasına almışlar ve tahtalar çözülmesin diye de sıkıca bağlamışlardı. Tahmin ettiğim gibi ayağımda ya bir kırık ya da çatlak vardı. Ben ayağımdaki ve dolayısıyla bacağımdaki acının nasıl geçeceğini düşünürken annem odaya girdi. Annemde acayip bir sakinlik vardı ve bu beni korkutuyordu. Çünkü annem pek böyle sakin biri değildi. Hele ki ben kendime zarar vermişken. 

Anneme bana ne olduğunu sorduğumda babamın beni gece çeşmenin orada yerlerde bulduğunu ve Hüseyin'in de yardımıyla eve taşıdıklarından bahsetti ve bana kalkmamı söyledi. Anneme kalkmakta zorlandığımı söylediğimde babamı çağırdı ve beni yataktan zorla çıkardılar. Tek ayağımın üzerinde yürümekte zorlansam da bir şekilde dışarıya çıkarmayı başardılar. Dışarı çıktığımda başımdan aşağı kaynar sular boşaldı. Hüseyin pişkin bir şekilde güya kafasını eğmiş şekilde bana bakıyordu. Ama ben onun beni kestiğini anlayabiliyordum. İşin ilginci geceden beri ben yatıyordum ve bu gerizekalı halen neden bizim evdeydi. Çok geçmeden babam bana dedemin traktörüne binip yakın köydeki çıkıkçıya gitmemiz gerektiğini söyledi. Daha öncede buna benzer bir olay yaşadığımızdan ben gitmemek için kendimi parçalamaya başladım ama nafile çabam sonuçsuz kaldı ve ben tıpış tıpış o römorka binerek çıkıkçıya gittim. 


Ne hikmetse Hüseyin'de bizimle geliyordu ve ben sinirden kudururken, tek kelime edemezken, babamla aralarının inanılmaz iyi olması canımı fena halde sıkıyordu. Bu Hüseyin'in deli cesareti beni artık korkutmaya başlamıştı ve işin daha da kötü tarafı sanki senelerdir tanışıyormuş gibi babamla muhabbet etmeleriydi. Bu delinin ne yapacağını gerçekten artık kestiremiyordum ve bu köyden şehre bir an önce gitmek istiyordum. Koca bir yaz tatilim resmen kabus gibiydi. Ben burada kafamı toplayacaktım. Hayatımda az derdim varmış gibi köyde üstüne yenilerini eklemekle kalmamış, hatta üstüne tüyünü bile dikmiştim. Ben talihsizliğime yanarken köye geldiğimizi fark ettim.

Çıkıkçıya geldiğimizde adam ayağımı kontrol etti ve çatlak olduğunu alçıya alması gerektiğini söyledi. Babama neden hastaneye gitmediğimizi sorduğumda Hüseyin hemen lafa daldı ve benim iyiliğim için buraya getirdiklerini söyledi. Canım burnumdaydı ve babamla konuşmak istediğimi ve biraz müsaade etmesini söyledim. Babam bana susmam için bir bakış attı. İşin inanılmaz tarafı babamın sanki sinirlerini almışlardı. Adam resmen tepkisiz biri olup çıkmıştı. Hüseyin'le kanka modunda takılmaları da ayrı bir olaydı.

Çıkıkçı işini bitirdiğinde köye dönmek için yola koyulduk. Artık sabrım kalmamıştı. Sinirlerim yıpranmıştı ve ben artık evime dönmek istiyordum. Teyzemler, bitmeyen işler, Hüseyin ve benim yanan devrelerim. Kafayı yemek üzereydim ve kabuslarım bitmiyordu.

Eve geldiğimizde ağrım çok fazla vardı ve yattığım odaya gidip uzandım. Hüseyin şükür ki kendi evine gitmişti. Korkarım ki biraz yüz versek 7/24 yanımızda kalacaktı.

Annemler ve teyzemler toparlanmaya başlamışlardı. En çok sevindiğim artık köyden kurtuluyor olmamdı. Seneye yaza kadar bir daha köy lafı duymak istemiyordum. Okulların açılmasına da az kalmıştı. Sahi birde okuldaki meseleler vardı. Anlaşılan bana hiç rahat huzur yoktu.

Devam edecek....

1. Bölüm İlk Teklif
2. Bölüm İnkar
4. Bölüm Boşluk
5. Bölüm Piknik
7.Bölüm Bir Bu Eksikti
8. Bölüm Depresyon
9.Bölüm Depresyonun Dibi
10.Bölüm Oynatmaya Az Kaldı
11.Bölüm Başım Belada
12.Bölüm Babam Ve Hüseyin

Yeni notta görüşmek üzere.

Hoşçakalın.

2 yorum: