4 Temmuz 2018 Çarşamba

Kapı Önü Dedikoduları - Ortaokul Aşkı / Babam ve Hüseyin

Babam aklına estiğini yapan biriydi. Biz köyde kaldığımız zamanlarda daha köyden dönmemize günler varken, aklına estiği gibi köye çıkar gelir ya o gün akşam ya da ertesi sabah bizi toplar şehre götürürdü.
Bu huyunu oldum olası sevmedim. Halen daha sevmiyorum. 

O günde yine Allah bilir kafası neye bozulmuştu ve işten çıktığı gibi köye günde bir kez gelen otobüse atladığı gibi soluğu köyde almıştı. Tabii babamın gelişini ben o sırada saçma salak işlerle uğraştığımdan dolayı kaçırmıştım. 

Babam bana bakarak "Hoşgeldin" demeyecek misin? diye sorunca kendimi toplayıp babama "hoşgeldin" dedim. Ama eve gelene kadar o kadar korkmuştum ki, üstüne babamı burada görmek hiç iyi olmamıştı. Üstelik babamın bu gelişi köyden geri dönüş için olan akşam treni gittiğinden sabah ilk otobüsle geri döneceğimiz anlamına geliyordu. Bu bir anlamda iyiyken, bir anlamda daha ben köyün tadını doyasıya çıkaramadığım için kötüydü. Hoş bu kadar sıkıntının içinde daha ne kadar köyün tadını çıkaracaktım bilemiyordum. 

Anneannem o sırada bombayı patlatınca ev birbirine girdi. Dedemi sordu. Bende olanları birbir anlattım. Aynı zamanda da halen daha kaşınıyordum. Herkes bir ağızdan konuşup, bana sözlü saldırdıkları sırada babam bana baktı ve hayatında ilk defa mantıklı olarak "O ne anlar arpa çalkalamaktan da onu gönderdiniz? Teyzelerinden biri ya da annesi gitseydi" dedi. Ben babamın yüzüne aptal aptal bakıyordum. Bu benim babam olamazdı değil mi? Mutasyona mı uğramıştı? Yoksa birileri "eskiyi getir, yeniyi götür" kampanyasında mı değiştirmişti babamı bilmem ama babam ilk defa gözüme şirin görünmüştü. Babam herkesin aç olduğunu, sofrayı kurmama yardım etmem gerektiğini söylediğinde fırçadan yırttığım için her ne kadar kaşınsam da bunu umursamadan sofrayı hazırladım. Sofraya oturacaktık ki, dedemin traktörünün sesini duydum. Gidip hemen bahçe kapılarını dedeme açtım ve dedem traktörü her zamanki yerine çekip eve gitti. 

Şükür ki beklediğim gibi kabuslu bir akşam olmamıştı. Babamdan hazırlanın sözünü duymayı bekliyordum ama bir türlü o sözcükler ağzından çıkmamıştı. Gerçi evdeki işler de henüz bitmemişti ama babam laftan anlayan biri değildi. Bu nedenle babam bizi almaya geldiğinde "hadi gidiyoruz" ya da şehirden telefon edip "yarın gelin" dediğinde anneannem bir daha göndermez diye sesini çıkarmazdı. Bu defa babamdan ses çıkmaması garipti. Annemi yalnız yakaladığımda sabah gidip gitmeyeceğimizi sordum. Annem gitmeyeceğimizi, babamın bir kaç gün kafa dinlemek adına köye geldiğini, şayet işleri bitirirlerse beraber döneceğimizi, bitmezse de bitince kendimizin döneceğini söyledi. İçime sular serpilmişti ama bir yandan da içim hiç rahat değildi. Babamın ateş hattında bulunması hiç işime gelmiyordu. Şayet bu manyak anne-babasını ikna edip istemeye gelmeye kalkarsa vay benim halime. Babam gerçekten zapt edilemezdi. Üstelik işin ucu anneannem ve dedeme kadar sıçrardı. Çocuk yaştaki beni kimden cesaret alıp istemeye geleceklerinden tutun da, aklınıza gelebilecek her konuda söylenir, olmadı üstüne hiçbir şeyden haberi olmayan anneannem ve dedemi de işin içine katabilirdi. 

O akşam olaysız şekilde dağılmıştık. Ben o kadar kaşınıyordum ki, uyumak ne mümkün. Babam bahçeye çıkmış yine elinde sigarası dedeme göstermeden kuytularda sigara içiyordu. Dedemin yanında, yöresinde bir gün olsun sigara içtiğini görmemiştim. Dedem de bilirdi ama ses etmezdi. 

Babamın yanına gittim ama artık kaşımaktan ne tırnak kalmıştı, ne de deri. Her yerim kabarmaya başlamıştı. Babam bana "Bu böyle olmaz! Kazanı yak. Su taşırız. Yıkanmalısın. Yoksa her yerin fena olacak." dedi. Babam ve su taşımak. Rüyamda görsem hayra yormam. O derece tezatlar. Bu demek oluyor ki, gecenin köründe arka çeşmeye gidilip su taşınacak. Ön çeşme daha yakında ama köy kahvesinin önünden geçileceği için uygun düşmezdi. 

Gidip uyuyan kardeşimi su taşımaya yardım etmesi için çağırdım ama nasıl bir uykusu varsa uyanmak bilmiyordu. El mecbur ben kendim gidecektim. Babam bahçede ağacın dibine çökmüş benim kazanı doldurmamı bekliyordu. Bir yandan kazanın altını yakmaya çalışmıştım ama becerememiştim. Babam kazanın altını yakacağını, benim kazanı doldurmamı söyledi. Kaç tur gidip geldim hatırlamıyorum. Yorgunluktan banyo yapacak hal bile kalmamıştı ama lanet olasıca kazan bir türlü dolmuyordu. Hoş benim de getirebildiğim su belli. Ne bekliyorsam. Çeşmeden suyu doldurup eve döndüğüm sırada nasıl olduğunu anlamadığım şekilde yere kapaklandım. Öyle bir kapaklanma ki, tam çakıl taşlarının olduğu kısma denk getirmiştim. Az daha dayanıp toprak zeminde düşseydim ne vardı sanki. Bir taraftan ağlıyor, bir taraftan söylenip ayağa kalkmaya çalışıyordum. Ayağa kalkmaya çalıştığım sırada ayağımı oynatamadığımı fark ettim. O kadar keskin bir acıydı ki, bunu daha önceki tecrübelerimden biliyordum. Sanırım ya çatlak vardı ya da kırık. Kalkmak için son bir hamle yaptım ama daha beter yere yapıştım. Normalde dibimde biten aile fertlerimden kimseyi de etrafımda göremiyor olmam da büyük ironiydi. Babam neredeydi? Beni neden merak etmemişti?

Yavaş yavaş sürünerek eve ulaşmaya çalıştığım sırada arkamda bir hareketlilik hissettim. Kafamı çevirmemle göz göze geldik. Manyak yine peşimdeydi. Bu sefer canımın acısıyla ona bağırmaya başladım. Gitmesini söyledim ama beni dinlemedi. Yanıma gelip elimi tuttu ve ayağa kaldırmaya çalıştı. Bırakmasını söyledikçe elime kene gibi yapışmış ve bırakmamıştı. Ben yerden zaten kalkamıyordum. Ellerimi de ellerinden kurtaramıyordum. Ne zaman ki ayak bileğime dokundu, bende film tamamen koptu. Avazım çıktığı kadar bağırdığım sırada babamı hiç hesaba katmamıştım. İstediğim sadece Hüseyin'den kurtulmaktı. Babamla göz göze geldiğimizde artık yolun sonuna geldiğimi anlamıştım. Artık babam beni kesin kesecekti. Hüseyin beni olduğum yere bırakıp babamın yanına gitti. Hatırladığım son görüntü babamla Hüseyin'in el sıkışmasıydı. 

Devam edecek....

1. Bölüm İlk Teklif
2. Bölüm İnkar
4. Bölüm Boşluk
5. Bölüm Piknik
7.Bölüm Bir Bu Eksikti
8. Bölüm Depresyon
9.Bölüm Depresyonun Dibi
10.Bölüm Oynatmaya Az Kaldı
11.Bölüm Başım Belada

Yeni notta görüşmek üzere.

Hoşçakalın.

6 yorum:

  1. Ayyy inanmıyorum. Babanla mı tanıştılar? Offff....

    YanıtlaSil
  2. ayyyy heycanla okurkeeen en sonda çok şaşırdım yaaa alla alla ne cesur bu hüsyin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O Hüseyin'in cesareti var ya adamı katil etme sebei....

      Sil
  3. En son bunu mu yazmıştın ya başka gözükmüyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet canım. Bu sıra yoğunum yazamadım maalesef:(

      Sil