8 Aralık 2017 Cuma

Yerli Malı Haftası ve Şimdiki Zaman

Merhabalar

Yerli Malı Haftası deyince hep ilkokul sıralarında herkesin evinden bir şeyler getirdiği, sıraların birleştirilip herkesin birbirini göreceği şekilde dizildiği, orta alanın ise dans etmek ve oyun oynamak için boş bırakıldığı ve akşama kadar yenilip içilen  bir gün olarak hep aklımdadır.

Biz çocukken tabii ki böyle herşey bol bol olmadığından bu tarz etkinlikler de kıymetliydi. Belki annelerimizin misafirden misafire yaptığı keki, böreği bile burada yeme şansına sahip arkadaşlarımız vardı. Bu açıdan bakıldığında hem yerli malını anlamak, hemde karın doyurmak demekti yerli malı haftası.

Peki gelelim günümüz yerli malı haftasına. Şimdilerde yerli malı haftası maalesef  amacından sapmış durumda. Her sınıfın olduğu gibi bizim sınıfımızın da bir watshap grubu var ve orada dün akşam dönen muhabbet yerli malı haftasına velilerin gelip gelemeyeceği konusu. Pardon ama bu çocuklar neredeyse lise çağına gelmiş. Ortaokul sıralarında okuyan çocukların sınıfında olan bir etkinliğe dahil olmak nedir? Bana göre çokça zamanı olanların çocuklarını da sürekli gözetim altında tutmak için katıldıkları etkinlikten ibarettir. Konunun bir diğer tarafı da şu ki; zaten sınıflar kalabalık. Kırk kişilik bir sınıfa çocuklarımız zar zor sığarken (velilerin hepsi gelememiş olsa bile) bizim bu etkinliğe katılarak o sınıfın havasını daha boğucu hale getirmeye, çocukların  arasında olacak bir etkinliğe katılarak çocukların özgür alanlarını germeye ne kadar hakkımız var? Bu demek değildir ki ben çocuğumu düşünmüyorum. Alakası yok. Emin olun ben herkesten fazla bile düşünüyorumdur ama oğluma nefes alması için alan bırakıyorum. Ama bu şekilde davranarak çocuklarımızın ne özgüveninin gelişmesine yardımcı oluyoruz nede kendi başlarına bir birey olarak hayata atılmalarını sağlayabiliyoruz.

Herkes çocuğunu sever ama bu kadar çocukları pamuklara sarıp sarmalamak doğru değil. Bizim çocukluğumuzda anne-babalarımız bu kadar çok etkinliklerimize katılıyormuydu ki? biz bu kadar herşeyin içindeyiz. Yapmayalım lütfen. Azıcık duyarlı olalım. Çocuklarımızı hepimiz seviyoruz ama insan olarak onlarında kendine göre çevreleri, arkadaşları ve etkinlikleri olacak. Anaokulu öğrencisi gibi davranmak yersiz. 

Peki bu kadar yazdım. Çizdim. Bu durum karşısında sınıf öğretmenimiz ne yapmış? dersiniz. "Tek veli istemiyorum" demiş. Kendisini bu konuda tebrik ediyorum. Aklın yolu birdir. Gerçi veliler bu duruma bayağı bozuldu ama ben çok sevindim. Nefes alan, özgüvenli çocuklar olmalı. Kendi ayakları üstünde durabilmeliler. Yoksa 50 yaşına da gelse anne-baba eteğinde gezmekten kurtulamaz.

Yeni notta görüşmek üzere.

Hoşçakalın.

6 yorum:

  1. Çocuğu çok ilgisiz bırakmak tehlikeli olacağı gibi aşırı ilgi de tehlikeli olabilir demişti bir eğitmen. Sözlerinize katılıyorum. Çocuklara özgür alan vermek gerekiyor bazen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kendimizden pay biçsek olacak aslında ama ebeveyn olunca işler değişiyor. Koruma iç güdüsüyle bazen fazlasıyla da abartarak korumaktan çok zarar veriyoruz.

      Sil
  2. Şu cümle çok iyi ya ''50 yaşınada gelse anne-baba eteğinde gezmekten kurtulamaz'' aynen bütün dediklerinizi açıklayan bir cümle olmuş :)

    YanıtlaSil
  3. Bizim sınıfta da var maalesef deli ediyorlar beni Her şeyin içindeler sürekli. Söylediklerine katılıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef insanlar çeşiy çeşit. Hangisiyle uğraşacvağımızı şaşırıyoruz:)

      Sil